← Sure 12

12:56

وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَآءُ ۚ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَآءُ ۖ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
مَكَّنَّا
biz iktidar verdik
Fiil
Kök: مكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَكَّFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِيُوسُفَ
Yusuf'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يُوسُفَİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
فِى
o ülke'de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
يَتَبَوَّأُ
konaklardı
Fiil
Kök: بوأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَبَوَّأُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حَيْثُ
yerde
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نُصِيبُ
biz ulaştırırız
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
نُصِيبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِرَحْمَتِنَا
rahmetimizi
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَحْمَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَن
kimseye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
نَّشَآءُ
dilediğimiz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
وَلَا
zayi etmeyiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نُضِيعُ
zayi etmeyiz
Fiil
Kök: ضيع
Dilbilgisi (i'rab)
نُضِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَجْرَ
ecrini
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananların
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْسِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Yusuf'u böylece o memlekete yerleştirdik; istediği yerlerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde olduğu gibi istediğimize veririz; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve işte biz böylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerleştirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin mükafatını zayi etmeyiz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylece Yusuf’a dilediği gibi hareket etmek üzere o yerde (Mısır’da) yetki vermiştik. Dilediğimiz (layık olan) kimseye rahmetimizi (işte böyle) ulaştırırız ve güzel davrananların ödülünü boşa çıkarmayız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thus did We give established power to Joseph in the land, to take possession therein as, when, or where he pleased. We bestow of our Mercy on whom We please, and We suffer not, to be lost, the reward of those who do good.

A. Yusuf Alipublic-domain

In this way We settled Joseph in that land to live wherever he wished: We grant Our mercy to whoever We will and do not fail to reward those who do good.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Thus gave We power to Joseph in the land. He was the owner of it where he pleased. We reach with Our mercy whom We will. We lose not the reward of the good.

M. Pickthallpublic-domain

And thus We established Joseph in the land to settle therein wherever he willed. We touch with Our mercy whom We will, and We do not allow to be lost the reward of those who do good.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وكما أنعم الله على يوسف بالخلاص من السجن مكَّن له في أرض "مصر" ينزل منها أي منزل شاءه. يصيب الله برحمته من يشاء من عباده المتقين، ولا يضيع أجر مَن أحسن شيئًا مِن العمل الصالح.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?