← Sure 12

12:59

وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ ۚ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

Kelime kelime

وَلَمَّا
ve ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَهَّزَهُم
yükletti
Fiil
Kök: جهز
Dilbilgisi (i'rab)
جَهَّزَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِجَهَازِهِمْ
onların yüklerini
İsim
Kök: جهز
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَهَازِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱئْتُونِى
bana getirin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِأَخٍ
kardeşinizi
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَخٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّكُم
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّنْ
babanızdan (olan)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أَبِيكُمْ
babanız
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
أَبِيİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَلَا
görmüyor musunuz?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَرَوْنَ
görseler
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنِّىٓ
ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أُوفِى
tam yapıyorum
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوفِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
ٱلْكَيْلَ
ölçüyü
İsim
Kök: كيل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَيْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَأَنَا۠
ve ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنَا۠İsimzamir، 1. tekil
خَيْرُ
en iyisiyim
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْمُنزِلِينَ
konukseverlerin
İsim
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُنزِلِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi olduğumu görmüyor musunuz?"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki onların bütün hazırlıklarını tamamladı, o zaman dedi ki: "Babanızdan olan öbür kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ya, ben ölçeği tam ölçüyorum ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yusuf) yüklerini hazırlatınca (onlara) şöyle demişti: “(Bir dahaki sefer) baba bir kardeşinizi (Bünyamin’i) de bana getirin! Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he said: "Bring unto me a brother ye have, of the same father as yourselves, (but a different mother): see ye not that I pay out full measure, and that I do provide the best hospitality?

A. Yusuf Alipublic-domain

and once he had given them their provisions, he said, ‘Bring me the brother [you left with] your father! Have you not seen me giving generous measure and being the best of hosts?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when he provided them with their provision he said: Bring unto me a brother of yours from your father. See ye not that I fill up the measure and I am the best of hosts?

M. Pickthallpublic-domain

And when he had furnished them with their supplies, he said, "Bring me a brother of yours from your father. Do you not see that I give full measure and that I am the best of accommodators?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقد أمر يوسف بإكرامهم وحسن ضيافتهم، ثم أعطاهم من الطعام ما طلبوا، وكانوا قد أخبروه أن لهم أخًا من أبيهم لم يُحضروه معهم -يريدون شقيقه- فقال: ائتوني بأخيكم من أبيكم، ألم تروا أني أوفيتُ لكم الكيل وأكرمتكم في الضيافة، وأنا خير المضيفين لكم؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?