← Sure 14

14:45

وَسَكَنتُمْ فِى مَسَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ

Kelime kelime

وَسَكَنتُمْ
ve oturmuştunuz
Fiil
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَكَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
yerlerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
مَسَٰكِنِ
konutlarından
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَٰكِنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ظَلَمُوٓا۟
zulmeden(lerin)
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَتَبَيَّنَ
ve belli olmuştu
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَبَيَّنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
فَعَلْنَا
yaptığımız
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
وَضَرَبْنَا
ve anlatmıştık
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ضَرَبْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَكُمُ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمُİsimzamir، 2. çoğul eril
ٱلْأَمْثَالَ
misallerle
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْثَالَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl azab ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de vermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Aslında sizden önce) kendilerine haksızlık edenlerin yurtlarında yerleşmiştiniz. Onlara nasıl davrandığımız da size apaçık belli olmuştu. (Böylece) size (pek çok) örnekler de vermiştik.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"And ye dwelt in the dwellings of men who wronged their own souls; ye were clearly shown how We dealt with them; and We put forth (many) parables in your behoof!"

A. Yusuf Alipublic-domain

You lived in the same places as others who wronged themselves before, and you were clearly shown how We dealt with them––We gave you many examples.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (have ye not) dwelt in the dwellings of those who wronged themselves (of old) and (hath it not) become plain to you how We dealt with them and made examples for you?

M. Pickthallpublic-domain

And you lived among the dwellings of those who wronged themselves, and it had become clear to you how We dealt with them. And We presented for you [many] examples."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وحللتم في مساكن الكافرين السابقين الذين ظلموا أنفسهم كقوم هود وصالح، وعلمتم -بما رأيتم وأُخبرتم- ما أنزلناه بهم من الهلاك، وضربنا لكم الأمثال في القرآن، فلم تعتبروا؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?