← Sure 14

14:44

وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ ۗ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ

Kelime kelime

وَأَنذِرِ
ve uyar
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنذِرِFiilemir، 2. tekil eril
ٱلنَّاسَ
insanları
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
يَوْمَ
güne (karşı)
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَأْتِيهِمُ
kendilerine geleceği
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابُ
azabın
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابُİsimeril، merfû (nominatif)
فَيَقُولُ
ve diyecekleri
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
zalimlerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ظَلَمُوا۟
zulmeden(lere)
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَآ
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَخِّرْنَآ
bizi ertele
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أَخِّرْFiilemir، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلٍ
bir süreye
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَرِيبٍ
yakın
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قَرِيبٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
نُّجِبْ
gelelim
Fiil
Kök: جوب
Dilbilgisi (i'rab)
نُّجِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
دَعْوَتَكَ
senin çağrına
İsim
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دَعْوَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَنَتَّبِعِ
ve uyalım
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَتَّبِعِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلرُّسُلَ
elçilere
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
أَوَلَمْ
etmemiş miydiniz?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
تَكُونُوٓا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَقْسَمْتُم
yemininizi
Fiil
Kök: قسم
Dilbilgisi (i'rab)
أَقْسَمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
مَا
olmadığına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
لَكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
زَوَالٍ
zeval
İsim
Kök: زول
Dilbilgisi (i'rab)
زَوَالٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım." Onlara: "Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?" denilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin “Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele (bize süre ver) de senin davetine icabet edelim ve elçilere uyalım!” diyecekleri gün hakkında insanları uyar! (Onlara şöyle denecektir:) “Daha önce, sizin için bir yok oluş olmadığına yemin etmemiş miydiniz?

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So warn mankind of the Day when the Wrath will reach them: then will the wrong-doers say: "Our Lord! respite us (if only) for a short term: we will answer Thy call, and follow the messengers!" "What! were ye not wont to swear aforetime that ye should suffer no decline?

A. Yusuf Alipublic-domain

So warn people of the Day when punishment will come to them, and when the disbelievers will say, ‘Our Lord, give us a little more time: we shall answer Your call and follow the messengers.’ Did you [disbelievers] not swear in the past that your power would have no end?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And warn mankind of a day when the doom will come upon them, and those who did wrong will say: Our Lord! Reprieve us for a little while. We will obey Thy call and will follow the messengers. (It will be answered): Did ye not swear before that there would be no end for you?

M. Pickthallpublic-domain

And, [O Muḥammad], warn the people of a Day when the punishment will come to them and those who did wrong will say, "Our Lord, delay us for a short term; we will answer Your call and follow the messengers." [But it will be said], "Had you not sworn, before, that for you there would be no cessation?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأنذر -أيها الرسول- الناس الذين أرسلتُكَ إليهم عذاب الله يوم القيامة، وعند ذلك يقول الذين ظلموا أنفسهم بالكفر: ربنا أَمْهِلْنا إلى وقت قريب نؤمن بك ونصدق رسلك. فيقال لهم توبيخًا: ألم تقسموا في حياتكم أنه لا زوال لكم عن الحياة الدنيا إلى الآخرة، فلم تصدِّقوا بهذا البعث؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?