← Sure 16

16:75

۞ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَـٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا ۖ هَلْ يَسْتَوُۥنَ ۚ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

ضَرَبَ
misal verir
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
ضَرَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مَثَلًا
misaliyle
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَبْدًا
bir köle
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عَبْدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّمْلُوكًا
başkasının malı olan
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَّمْلُوكًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّا
gücü yetmeyen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَقْدِرُ
ve kısar
Fiil
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْدِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
hiçbir şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَمَن
ve kimseyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
رَّزَقْنَٰهُ
rızıklandırdığımız
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَّزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَّا
katımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَّEdatharf-i cer (edat)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رِزْقًا
rızık ile
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رِزْقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَهُوَ
ki o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
يُنفِقُ
infak eder
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
سِرًّا
gizli
İsim
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
سِرًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَجَهْرًا
ve açık
İsim
Kök: جهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَهْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
هَلْ
olurlar mı?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَلْEdatsoru
يَسْتَوُۥنَ
bunlar eşit
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وُۥنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْحَمْدُ
Hamd
İsim
Kök: حمد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَمْدُİsimeril، merfû (nominatif)
لِلَّهِ
Allah'adır
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
بَلْ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
أَكْثَرُهُمْ
çokları
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
bilmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe layık olan Allah'tır, fakat çoğu bilmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile, kendisine güzel bir rızık verilen ve o rızıkdan gizli ve açık olarak harcayan hür bir insanı misal verdi. Hiç bunlar eşit olur mu? Bütün hamd Allah'a mahsustur. Doğrusu insanların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasına ait bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi örnek vermektedir. Bunlar hiç eşit olurlar mı! Hamd (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah sets forth the Parable (of two men: one) a slave under the dominion of another; He has no power of any sort; and (the other) a man on whom We have bestowed goodly favours from Ourselves, and he spends thereof (freely), privately and publicly: are the two equal? (By no means;) praise be to Allah. But most of them understand not.

A. Yusuf Alipublic-domain

God presents this illustration: a slave controlled by his master, with no power over anything, and another man We have supplied with good provision, from which he gives alms privately and openly. Can they be considered equal? All praise belongs to God, but most of them do not recognize this.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah coineth a similitude: (on the one hand) a (mere) chattel slave, who hath control of nothing, and (on the other hand) one on whom we have bestowed a fair provision from Us, and he spendeth thereof secretly and openly. Are they equal? Praise be to Allah! But most of them know not.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh presents an example: a slave [who is] owned and unable to do a thing and he to whom We have provided from Us good provision, so he spends from it secretly and publicly. Can they be equal? Praise to Allāh! But most of them do not know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ضرب الله مثلا بيَّن فيه فساد عقيدة أهل الشرك: رجلا مملوكًا عاجزًا عن التصرف لا يملك شيئًا، ورجلا آخر حرًا، له مال حلال رزَقَه الله به، يملك التصرف فيه، ويعطي منه في الخفاء والعلن، فهل يقول عاقل بالتساوي بين الرجلين؟ فكذلك الله الخالق المالك المتصرف لا يستوي مع خلقه وعبيده، فكيف تُسَوُّون بينهما؟ الحمد لله وحده، فهو المستحق للحمد والثناء، بل أكثر المشركين لا يعلمون أن الحمد والنعمة لله، وأنه وحده المستحق للعبادة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?