← Sure 17

17:1

سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَـٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَـٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

Kelime kelime

سُبْحَٰنَ
eksiklikten uzaktır
İsim
Kök: سبح
Dilbilgisi (i'rab)
سُبْحَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِىٓ
O (Allah) ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىٓİsimism-i mevsûl، eril tekil
أَسْرَىٰ
yürüttü
Fiil
Kök: سري
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْرَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِعَبْدِهِۦ
kulunu
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عَبْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَيْلًا
gecenin bir vaktinde
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
Mescid-i
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسْجِدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْحَرَامِ
Haram'dan
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَرَامِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِلَى
Mescid-i
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسْجِدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْأَقْصَا
Aksa'ya
İsim
Kök: قصو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَقْصَاİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat
ٱلَّذِى
öyle ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
بَٰرَكْنَا
bereketli kıldığımız
Fiil
Kök: برك
Dilbilgisi (i'rab)
بَٰرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
حَوْلَهُۥ
çevresini
İsim
Kök: حول
Dilbilgisi (i'rab)
حَوْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِنُرِيَهُۥ
kendisine göstermemiz için
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
نُرِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنْ
bir bölümünü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
ءَايَٰتِنَآ
ayetlerimizden
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِنَّهُۥ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمِيعُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْبَصِيرُ
görendir
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَصِيرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram'dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya (Kudüs'e) götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki sadece O duyandır, görendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Glory to (Allah) Who did take His servant for a Journey by night from the Sacred Mosque to the farthest Mosque, whose precincts We did bless,- in order that We might show him some of Our Signs: for He is the One Who heareth and seeth (all things).

A. Yusuf Alipublic-domain

Glory to Him who made His servant travel by night from the sacred place of worship to the furthest place of worship, whose surroundings We have blessed, to show him some of Our signs: He alone is the All Hearing, the All Seeing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Glorified be He Who carried His servant by night from the Inviolable Place of Worship to the Far distant place of worship the neighbourhood whereof We have blessed, that We might show him of Our tokens! Lo! He, only He, is the Hearer, the Seer.

M. Pickthallpublic-domain

Exalted is He who took His Servant [i.e., Prophet Muḥammad (ﷺ)] by night from al-Masjid al-Ḥarām to al-Masjid al-Aqṣā, whose surroundings We have blessed, to show him of Our signs. Indeed, He is the Hearing, the Seeing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يمجِّد الله نفسه ويعظم شأنه، لقدرته على ما لا يقدر عليه أحد سواه، لا إله غيره، ولا رب سواه، فهو الذي أسرى بعبده محمد صلى الله عليه وسلم زمنًا من الليل بجسده وروحه، يقظة لا منامًا، من المسجد الحرام بـ "مكة" إلى المسجد الأقصى بـ "بيت المقدس" الذي بارك الله حوله في الزروع والثمار وغير ذلك، وجعله محلا لكثير من الأنبياء؛ ليشاهد عجائب قدرة الله وأدلة وحدانيته. إن الله سبحانه وتعالى هو السميع لجميع الأصوات، البصير بكل مُبْصَر، فيعطي كُلا ما يستحقه في الدنيا والآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?