← Sure 17

17:16

وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَـٰهَا تَدْمِيرًا

Kelime kelime

وَإِذَآ
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أَرَدْنَآ
biz istediğimiz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَن
helak etmek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
نُّهْلِكَ
helak ettik
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
نُّهْلِكَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
قَرْيَةً
bir kenti
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَمَرْنَا
emrederiz
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمَرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُتْرَفِيهَا
onun varlıklılarına
İsim
Kök: ترف
Dilbilgisi (i'rab)
مُتْرَفِيİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَفَسَقُوا۟
kötü işler yaparlar
Fiil
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
فَسَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَحَقَّ
böylece gerekli olur
Fiil
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
حَقَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهَا
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱلْقَوْلُ
(azab) karar(ı)
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
فَدَمَّرْنَٰهَا
biz de orayı yıkarız
Fiil
Kök: دمر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
دَمَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
تَدْمِيرًا
darmadağın
İsim
Kök: دمر
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْمِيرًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When We decide to destroy a population, We (first) send a definite order to those among them who are given the good things of this life and yet transgress; so that the word is proved true against them: then (it is) We destroy them utterly.

A. Yusuf Alipublic-domain

When We decide to destroy a town, We command those corrupted by wealth [to reform], but they [persist in their] disobedience; Our sentence is passed, and We destroy them utterly.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when We would destroy a township We send commandment to its folk who live at ease, and afterward they commit abomination therein, and so the Word (of doom) hath effect for it, and we annihilate it with complete annihilation.

M. Pickthallpublic-domain

And when We intend to destroy a city, We command its affluent but they defiantly disobey therein; so the word [i.e., deserved decree] comes into effect upon it, and We destroy it with [complete] destruction.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا أردنا إهلاك أهل قرية لظلمهم أَمَرْنا مترفيهم بطاعة الله وتوحيده وتصديق رسله، وغيرهم تبع لهم، فعصَوا أمر ربهم وكذَّبوا رسله، فحقَّ عليهم القول بالعذاب الذي لا مردَّ له، فاستأصلناهم بالهلاك التام.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution