← Sure 17

17:15

مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

Kelime kelime

مَّنِ
kim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنِİsimism-i mevsûl
ٱهْتَدَىٰ
hihayeti seçerse
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱهْتَدَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَهْتَدِى
seçmiş olur
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْتَدِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لِنَفْسِهِۦ
kendisi için
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
ضَلَّ
saparsa
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَضِلُّ
sapar
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَضِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْهَا
kendi aleyhine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَزِرُ
taşımaz
Fiil
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
تَزِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
وَازِرَةٌ
hiçbir günahkar
İsim
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
وَازِرَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وِزْرَ
günah yükünü
İsim
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
وِزْرَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أُخْرَىٰ
başkasının
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أُخْرَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كُنَّا
değiliz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُعَذِّبِينَ
biz azab edecek
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
مُعَذِّبِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
حَتَّىٰ
sürece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
نَبْعَثَ
göndermedikçe
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
نَبْعَثَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
رَسُولًا
elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar (kimseye) azap ediciler değiliz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Who receiveth guidance, receiveth it for his own benefit: who goeth astray doth so to his own loss: No bearer of burdens can bear the burden of another: nor would We visit with Our Wrath until We had sent an messenger (to give warning).

A. Yusuf Alipublic-domain

Whoever accepts guidance does so for his own good; whoever strays does so at his own peril. No soul will bear another’s burden, nor do We punish until We have sent a messenger.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Whosoever goeth right, it is only for (the good of) his own soul that he goeth right, and whosoever erreth, erreth only to its hurt. No laden soul can bear another's load, We never punish until we have sent a messenger.

M. Pickthallpublic-domain

Whoever is guided is only guided for [the benefit of] his soul. And whoever errs only errs against it. And no bearer of burdens will bear the burden of another. And never would We punish until We sent a messenger.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

من اهتدى فاتبع طريق الحق فإنما يعود ثواب ذلك عليه وحده، ومن حاد واتبع طريق الباطل فإنما يعود عقاب ذلك عليه وحده، ولا تحمل نفس مذنبة إثم نفس مذنبة أخرى. ولا يعذب الله أحدًا إلا بعد إقامة الحجة عليه بإرسال الرسل وإنزال الكتب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?