← Sure 17

17:46

وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا ۚ وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَـٰرِهِمْ نُفُورًا

Kelime kelime

وَجَعَلْنَا
ve kılarız (koyarız)
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمْ
kableri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَكِنَّةً
kabuklar
İsim
Kök: كنن
Dilbilgisi (i'rab)
أَكِنَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
onu anlamalarına engel olacak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَفْقَهُوهُ
anlamaya
Fiil
Kök: فقه
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْقَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَفِىٓ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
ءَاذَانِهِمْ
kulaklarına
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاذَانِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَقْرًا
bir ağırlık
İsim
Kök: وقر
Dilbilgisi (i'rab)
وَقْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
ذَكَرْتَ
andığın
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذَكَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
رَبَّكَ
Rabbini
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِى
Kur'an'da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'da
İsim
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْءَانِİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَحْدَهُۥ
birliğini
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَحْدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَّوْا۟
dönüp
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰٓ
arkalarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَدْبَٰرِهِمْ
arkaları
İsim
Kök: دبر
Dilbilgisi (i'rab)
أَدْبَٰرِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نُفُورًا
kaçarlar
İsim
Kök: نفر
Dilbilgisi (i'rab)
نُفُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(İnkârcıların) onu (Kur’an’ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. Kur’an’da Rabbini tek başına (Allah’ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And We put coverings over their hearts (and minds) lest they should understand the Qur'an, and deafness into their ears: when thou dost commemorate thy Lord and Him alone in the Qur'an, they turn on their backs, fleeing (from the Truth).

A. Yusuf Alipublic-domain

We have put covers on their hearts that prevent them from understanding it, and heaviness in their ears. When you mention your Lord in the Quran, and Him alone, they turn their backs and run away.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We place upon their hearts veils lest they should understand it, and in their ears a deafness; and when thou makest mention of thy Lord alone in the Qur'an, they turn their backs in aversion.

M. Pickthallpublic-domain

And We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And when you mention your Lord alone in the Qur’ān, they turn back in aversion.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وجعلنا على قلوب المشركين أغطية؛ لئلا يفهموا القرآن، وجعلنا في آذانهم صممًا؛ لئلا يسمعوه، وإذا ذَكَرْتَ ربك في القرآن داعيًا لتوحيده ناهيًا عن الشرك به رجعوا على أعقابهم نافرين من قولك؛ استكبارًا واستعظامًا من أن يوحِّدوا الله تعالى في عبادته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?