← Sure 17

17:98

ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا وَرُفَـٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

Kelime kelime

ذَٰلِكَ
işte budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
جَزَآؤُهُم
cezaları
İsim
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
جَزَآؤُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِأَنَّهُمْ
çünkü onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَٰتِنَا
ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَقَالُوٓا۟
ve dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَءِذَا
sonra mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
ءِذَاİsimzaman zarfı
كُنَّا
biz olduktan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عِظَٰمًا
kemikler
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عِظَٰمًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَرُفَٰتًا
ve ufalanmış toprak
İsim
Kök: رفت
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رُفَٰتًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَءِنَّا
biz mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
ءِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
İsim
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
مَبْعُوثُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
خَلْقًا
bir yaratılışla
İsim
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
جَدِيدًا
yeni
İsim
Kök: جدد
Dilbilgisi (i'rab)
جَدِيدًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?" demelerinin cezasıdır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: "Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?" demişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ayetlerimizi inkâr etmeleri ve “Biz kemik ve ufalanmış toprak olmuşken mi yepyeni bir varlık olarak mı diriltilecekmişiz?” demeleri nedeniyle cezaları işte budur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

That is their recompense, because they rejected Our signs, and said, "When we are reduced to bones and broken dust, should we really be raised up (to be) a new Creation?"

A. Yusuf Alipublic-domain

This is what they will get for rejecting Our signs and saying, ‘What? When we are turned to bones and dust, how can we be raised in a new act of creation?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

That is their reward because they disbelieved Our revelations and said: When we are bones and fragments shall we, forsooth, be raised up as a new creation?

M. Pickthallpublic-domain

That is their recompense because they disbelieved in Our verses and said, "When we are bones and crumbled particles, will we [truly] be resurrected [in] a new creation?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هذا الذي وُصِف من العذاب عقاب للمشركين؛ بسبب كفرهم بآيات الله وحججه، وتكذيبهم رسله الذين دَعَوْهم إلى عبادته، وقولهم استنكارًا - إذا أُمروا بالتصديق بالبعث -: أإذا متنا وصِرْنا عظامًا بالية وأجزاءً متفتتة نُبعث بعد ذلك خَلْقًا جديدًا؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?