← Sure 18

18:32

۞ وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَـٰبٍ وَحَفَفْنَـٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

Kelime kelime

وَٱضْرِبْ
ve anlat
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱضْرِبْFiilemir، 2. tekil eril
لَهُم
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مَّثَلًا
misal olarak
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَّثَلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
رَّجُلَيْنِ
şu iki adamı (ki)
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَّجُلَيْنِİsimeril ikil، mansûb (akuzatif)
جَعَلْنَا
vermiştik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِأَحَدِهِمَا
ikisinden birine
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَحَدِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
جَنَّتَيْنِ
iki bağ
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَنَّتَيْنِİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
مِنْ
üzüm
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَعْنَٰبٍ
ve üzüm
İsim
Kök: عنب
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْنَٰبٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَحَفَفْنَٰهُمَا
ve onların etrafını çevirmiştik
Fiil
Kök: حفف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَفَفْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
بِنَخْلٍ
hurmalarla
İsim
Kök: نخل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَخْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَجَعَلْنَا
ve bitirmiştik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَيْنَهُمَا
ortalarında da
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
زَرْعًا
ekin
İsim
Kök: زرع
Dilbilgisi (i'rab)
زَرْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onlara iki adamı misal olarak göster: Birine iki üzüm bağı verip, etrafını hurmalıklarla çevirmiş ve aralarında ekinler bitirmiştik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara, şu iki adamı misal olarak anlat: Biz bunlardan birine her türlü üzümden iki bağ vermişiz, her ikisinin etrafını hurmalarla donatmışız, aralarında da bir ekinlik yapmışız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara şu iki adamı örnek ver: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de çevresini hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler yetiştirmiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Set forth to them the parable of two men: for one of them We provided two gardens of grape-vines and surrounded them with date palms; in between the two We placed corn-fields.

A. Yusuf Alipublic-domain

Tell them the parable of two men: for one of them We made two gardens of grape vines, surrounded them with date palms, and put corn fields in between;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Coin for them a similitude: Two men, unto one of whom We had assigned two gardens of grapes, and We had surrounded both with date-palms and had put between them tillage.

M. Pickthallpublic-domain

And present to them an example of two men: We granted to one of them two gardens of grapevines, and We bordered them with palm trees and placed between them [fields of] crops.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واضرب -أيها الرسول- لكفار قومك مثلا رجلين من الأمم السابقة: أحدهما مؤمن، والآخر كافر، وقد جعلنا للكافر حديقتين من أعناب، وأحطناهما بنخل كثير، وأنبتنا وسطهما زروعًا مختلفة نافعة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular