← Sure 18

18:48

وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَـٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ ۚ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

Kelime kelime

وَعُرِضُوا۟
ve hepsi sunulmuşlardır
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عُرِضُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
senin Rabbine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
رَبِّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
صَفًّا
sıra sıra
İsim
Kök: صفف
Dilbilgisi (i'rab)
صَفًّاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جِئْتُمُونَا
bize geldiniz
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جِئْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
خَلَقْنَٰكُمْ
sizi yarattığımız
Fiil
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوَّلَ
ilk
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
أَوَّلَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مَرَّةٍۭ
defa
İsim
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَّةٍۭİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
بَلْ
oysa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
زَعَمْتُمْ
siz sanmıştınız
Fiil
Kök: زعم
Dilbilgisi (i'rab)
زَعَمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَلَّن
tayin etmeyeceğimizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّنEdatolumsuzluk
نَّجْعَلَ
yaptı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
نَّجْعَلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَكُم
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مَّوْعِدًا
bir vade
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّوْعِدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Dizi dizi Rabbine sunulduklarında onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi Bize geldiniz. Sizi bir yere toplamak için söz vermediğimizi iddia etmiştiniz değil mi?" denir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar, saf halinde Rabbine arz edilmişlerdir. Allah, onlara şöyle diyecektir: "Şüphesiz sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Fakat, size kıyamet için yaptığımız vaadi yerine getirmeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hepsi sıra sıra Rabbinin huzuruna çıkarılacak ve (kendilerine) şöyle denecektir: “Şüphesiz ki sizi ilk yarattığımız şekilde bize geldiniz. Aslında sizin için böyle bir buluşmayı asla gerçekleştiremeyeceğimizi sanmıştınız.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And they will be marshalled before thy Lord in ranks, (with the announcement), "Now have ye come to Us (bare) as We created you first: aye, ye thought We shall not fulfil the appointment made to you to meet (Us)!":

A. Yusuf Alipublic-domain

They will be lined up before your Lord: ‘Now you have come to Us as We first created you, although you claimed We had not made any such appointment for you.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they are set before thy Lord in ranks (and it is said unto them): Now verily have ye come unto Us as We created you at the first. But ye thought that We had set no tryst for you.

M. Pickthallpublic-domain

And they will be presented before your Lord in rows, [and He will say], "You have certainly come to Us just as We created you the first time. But you claimed that We would never make for you an appointment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وعُرِضوا جميعًا على ربك مصطَفِّين لا يُحجب منهم أحد، لقد بعثناكم، وجئتم إلينا فرادى لا مال معكم ولا ولد، كما خلقناكم أول مرة، بل ظننتم أن لن نجعل لكم موعدًا نبعثكم فيه، ونجازيكم على أعمالكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?