← Sure 2

2:113

وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَـٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَـٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَـٰبَ ۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ ۚ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Kelime kelime

وَقَالَتِ
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
İsim
Kök: هود
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَهُودُİsimözel isim، eril çoğul، merfû (nominatif)
لَيْسَتِ
değiller
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلنَّصَٰرَىٰ
Hıristiyanlar
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّصَٰرَىٰİsimözel isim، harf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
bir şey (temel)
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَقَالَتِ
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلنَّصَٰرَىٰ
Hıristiyanlar da
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّصَٰرَىٰİsimözel isim، harf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
لَيْسَتِ
değildirler
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْيَهُودُ
Yahudiler
İsim
Kök: هود
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَهُودُİsimözel isim، eril çoğul، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
bir şey (temel)
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَهُمْ
oysa onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يَتْلُونَ
okuyorlar
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
يَتْلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْكِتَٰبَ
Kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَذَٰلِكَ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
قَالَ
söylediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
لَا
bilmeyen(ler)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِثْلَ
benzerini
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَوْلِهِمْ
onların sözlerinin
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱللَّهُ
artık Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَحْكُمُ
hüküm verecektir
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْكُمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فِيمَا
şey hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَخْتَلِفُونَ
ihtilaf halinde
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْتَلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel üzerinde değil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kitabı (Tevrat ve İncil’i) tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) oldukları hâlde, yahudiler “Hristiyanlar, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir.” demişlerdi. Hristiyanlar da “Yahudiler, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir.” demişlerdi. (Kitabı) bilmeyenler de (birbirleri hakkında) tıpkı onların dediklerini söylemişlerdi. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The Jews say: "The Christians have naught (to stand) upon; and the Christians say: "The Jews have naught (To stand) upon." Yet they (Profess to) study the (same) Book. Like unto their word is what those say who know not; but Allah will judge between them in their quarrel on the Day of Judgment.

A. Yusuf Alipublic-domain

The Jews say, ‘The Christians have no ground whatsoever to stand on,’ and the Christians say, ‘The Jews have no ground whatsoever to stand on,’ though they both read the Scripture, and those who have no knowledge say the same; God will judge between them on the Day of Resurrection concerning their differences.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the Jews say the Christians follow nothing (true), and the Christians say the Jews follow nothing (true); yet both are readers of the Scripture. Even thus speak those who know not. Allah will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they differ.

M. Pickthallpublic-domain

The Jews say, "The Christians have nothing [true] to stand on," and the Christians say, "The Jews have nothing to stand on," although they [both] recite the Scripture. Thus do those who know not [i.e., the polytheists] speak the same as their words. But Allāh will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقالت اليهود: ليست النصارى على شيء من الدين الصحيح، وكذلك قالت النصارى في اليهود وهم يقرؤون التوراة والإنجيل، وفيهما وجوب الإيمان بالأنبياء جميعًا. كذلك قال الذين لا يعلمون من مشركي العرب وغيرهم مثل قولهم، أي قالوا لكل ذي دين: لست على شيء، فالله يفصل بينهم يوم القيامة فيما اختلفوا فيه مِن أمر الدين، ويجازي كلا بعمله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?