← Sure 2

2:123

وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَـٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Kelime kelime

وَٱتَّقُوا۟
sakının
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَوْمًا
şu günden (ki)
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّا
cezasını çekmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
تَجْزِى
mükafatlandırırız
Fiil
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
تَجْزِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
نَفْسٌ
kimse
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَن
kimsenin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسٍ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَيْـًٔا
bir şeyle
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ve kabul edilmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُقْبَلُ
kabul eden
Fiil
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
يُقْبَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
عَدْلٌ
fidye
İsim
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
عَدْلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ona fayda vermez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَنفَعُهَا
fayda sağlayacağı
Fiil
Kök: نفع
Dilbilgisi (i'rab)
تَنفَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
شَفَٰعَةٌ
şefaat
İsim
Kök: شفع
Dilbilgisi (i'rab)
شَفَٰعَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يُنصَرُونَ
yardım da edilmez
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُنصَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse, kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez ve ona şefaat de fayda vermez, hiçbir taraftan yardım da görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Öyle bir güne karşı takvâlı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse kimseden hiçbir şey gideremez; kimseden fidye kabul edilmez; kimseye şefaat yarar sağlamaz;onlara yardım da edilmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then guard yourselves against a Day when one soul shall not avail another, nor shall compensation be accepted from her nor shall intercession profit her nor shall anyone be helped (from outside).

A. Yusuf Alipublic-domain

and beware of a Day when no soul can stand in for another. No compensation will be accepted from it, nor intercession be of use to it, nor will anyone be helped.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And guard (yourselves) against a day when no soul will in aught avail another, nor will compensation be accepted from it, nor will intercession be of use to it; nor will they be helped.

M. Pickthallpublic-domain

And fear a Day when no soul will suffice for another soul at all, and no compensation will be accepted from it, nor will any intercession benefit it, nor will they be aided.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وخافوا أهوال يوم الحساب إذ لا تغني نفس عن نفس شيئًا، ولا يقبل الله منها فدية تنجيها من العذاب، ولا تنفعها وساطة، ولا أحد ينصرها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?