← Sure 4

4:127

وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى ٱلنِّسَآءِ ۖ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ فِى يَتَـٰمَى ٱلنِّسَآءِ ٱلَّـٰتِى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلْوِلْدَٰنِ وَأَن تَقُومُوا۟ لِلْيَتَـٰمَىٰ بِٱلْقِسْطِ ۚ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِهِۦ عَلِيمًا

Kelime kelime

وَيَسْتَفْتُونَكَ
senden fetva istiyorlar
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يَسْتَفْتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
قُلِ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلِFiilemir، 2. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يُفْتِيكُمْ
size hükmünü açıklıyor
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُفْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهِنَّ
onlar hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَمَا
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يُتْلَىٰ
okunan(ayet)ler
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
يُتْلَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
Kitapta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكِتَٰبِ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبِİsimeril، mecrûr (genitif)
فِى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
يَتَٰمَى
öksüz
İsim
Kök: يتم
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَٰمَىİsimharf-i cer (edat)، mecrûr (genitif)
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلَّٰتِى
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّٰتِىİsimism-i mevsûl، dişil çoğul
لَا
onlara vermiyorsunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تُؤْتُونَهُنَّ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مَا
olanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كُتِبَ
yazılmış
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كُتِبَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُنَّ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
وَتَرْغَبُونَ
ve istiyorsunuz
Fiil
Kök: رغب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَرْغَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
kendileriyle evlenmek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَنكِحُوهُنَّ
alın
Fiil
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
تَنكِحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ
ve zavallı
İsim
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُسْتَضْعَفِينَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
مِنَ
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْوِلْدَٰنِ
çocuklar
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وِلْدَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَأَن
ve hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنEdatmasdar bağlacı
تَقُومُوا۟
yerine getirmeniz
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِلْيَتَٰمَىٰ
öksüzlere karşı
İsim
Kök: يتم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَتَٰمَىٰİsimharf-i cer (edat)، mecrûr (genitif)
بِٱلْقِسْطِ
adaleti
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَمَا
yapacağınız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاİsimşart
تَفْعَلُوا۟
(bir zarar) yaparsanız
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
تَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْ
her
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَيْرٍ
hayrı
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَإِنَّ
muhakkak ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
كَانَ
onu
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
عَلِيمًا
bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap'ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: “Onlarla ilgili fetvayı Allah size (şöyle) vermektedir: Kitapta, kendileri için yazılmışı (farz kılınan mirası, mehri) vermeyip (bir de üstelik) nikâhlamak istediğiniz kadınların yetimleri, zayıf bırakılmış (çaresiz) çocuklar ve yetimlere karşı adil davranmanız hakkında size tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan ayetler (Allah’ın hükmünü apaçık ortaya koymakta)dır. Her ne hayır (yardım) yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They ask thy instruction concerning the women say: Allah doth instruct you about them: And (remember) what hath been rehearsed unto you in the Book, concerning the orphans of women to whom ye give not the portions prescribed, and yet whom ye desire to marry, as also concerning the children who are weak and oppressed: that ye stand firm for justice to orphans. There is not a good deed which ye do, but Allah is well-acquainted therewith.

A. Yusuf Alipublic-domain

They ask you [Prophet] for a ruling about women. Say, ‘God Himself gives you a ruling about them. You already have what has been recited to you in the Scripture about orphan girls [in your charge] from whom you withhold the prescribed shares [of their inheritance] and whom you wish to marry, and also about helpless children- God instructs you to treat orphans fairly: He is well aware of whatever good you do.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They consult thee concerning women. Say: Allah giveth you decree concerning them, and the Scripture which hath been recited unto you (giveth decree), concerning female orphans and those unto whom ye give not that which is ordained for them though ye desire to marry them, and (concerning) the weak among children, and that ye should deal justly with orphans. Whatever good ye do, lo! Allah is ever Aware of it.

M. Pickthallpublic-domain

And they request from you, [O Muḥammad], a [legal] ruling concerning women. Say, "Allāh gives you a ruling about them and [about] what has been recited to you in the Book concerning the orphan girls to whom you do not give what is decreed for them - and [yet] you desire to marry them - and concerning the oppressed among children and that you maintain for orphans [their rights] in justice." And whatever you do of good - indeed, Allāh is ever Knowing of it.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يطلب الناس منك -أيها النبي- أن تبين لهم ما أشكل عليهم فَهْمُه من قضايا النساء وأحكامهن، قل الله تعالى يبيِّن لكم أمورهن، وما يتلى عليكم في الكتاب في يتامى النساء اللاتي لا تعطونهن ما فرض الله تعالى لهن من المهر والميراث وغير ذلك من الحقوق، وتحبون نكاحهن أو ترغبون عن نكاحهن، ويبيِّن الله لكم أمر الضعفاء من الصغار، ووجوب القيام لليتامى بالعدل وترك الجور عليهم في حقوقهم. وما تفعلوا من خير فإن الله تعالى كان به عليمًا، لا يخفى عليه شيء منه ولا من غيره.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?