← Sure 2

2:48

وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَـٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Kelime kelime

وَٱتَّقُوا۟
ve sakının
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَوْمًا
günden
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّا
cezalandırılmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
تَجْزِى
mükafatlandırırız
Fiil
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
تَجْزِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
نَفْسٌ
hiç kimse
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَن
kimseden(günahından)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسٍ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَيْـًٔا
bir şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
kabul edilmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُقْبَلُ
kabul eden
Fiil
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
يُقْبَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مِنْهَا
kimseden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
شَفَٰعَةٌ
şefaat da
İsim
Kök: شفع
Dilbilgisi (i'rab)
شَفَٰعَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve alınmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُؤْخَذُ
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْخَذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
عَدْلٌ
fidye de
İsim
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
عَدْلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve yapılamaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
هُمْ
onlara
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يُنصَرُونَ
hiçbir yardım
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُنصَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Öyle bir güne karşı takvâlı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse, kimseden hiçbir şey gideremez; onlardan şefaat kabul edilmez; kendilerinden fidye alınmaz;onlara yardım da edilmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then guard yourselves against a day when one soul shall not avail another nor shall intercession be accepted for her, nor shall compensation be taken from her, nor shall anyone be helped (from outside).

A. Yusuf Alipublic-domain

Guard yourselves against a Day when no soul will stand in place of another, no intercession will be accepted for it, nor any ransom; nor will they be helped.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And guard yourselves against a day when no soul will in aught avail another, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be received from it, nor will they be helped.

M. Pickthallpublic-domain

And fear a Day when no soul will suffice for another soul at all, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be taken from it, nor will they be aided.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وخافوا يوم القيامة، يوم لا يغني أحد عن أحد شيئًا، ولا يقبل الله شفاعة في الكافرين، ولا يقبل منهم فدية، ولو كانت أموال الأرض جميعًا، ولا يملك أحد في هذا اليوم أن يتقدم لنصرتهم وإنقاذهم من العذاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?