← Sure 2

2:282

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَٱكْتُبُوهُ ۚ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ ۚ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔا ۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ ۖ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ ۚ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ ۚ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَـٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ ۖ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَـٰرَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا ۗ وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ ۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهِيدٌ ۚ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوٓا۟
iman eden(ler)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
تَدَايَنتُم
birbirinize verdiğiniz
Fiil
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
تَدَايَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِدَيْنٍ
borç
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
دَيْنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِلَىٰٓ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلٍ
süreye
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسَمًّى
belirli bir
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَمًّىİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
فَٱكْتُبُوهُ
onu yazın
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ٱكْتُبُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلْيَكْتُب
ve yazsın
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَكْتُبFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَّيْنَكُمْ
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَّيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَاتِبٌۢ
bir yazıcı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كَاتِبٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِٱلْعَدْلِ
adaletle
İsim
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَدْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَلَا
kaçınmasın (yazsın)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَأْبَ
fakat kaçındılar
Fiil
Kök: أبي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَاتِبٌ
yazıcı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كَاتِبٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَن
yazmaktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكْتُبَ
yazıyorlar
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْتُبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَمَا
şekilde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
عَلَّمَهُ
kendisine öğrettiği
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
فَلْيَكْتُبْ
yazdırsın
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَكْتُبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَلْيُمْلِلِ
yazdırsın
Fiil
Kök: ملل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يُمْلِلِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
عَلَيْهِ
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
hak olan (borçlu)
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
وَلْيَتَّقِ
korksun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَتَّقِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
رَبَّهُۥ
Rabbi olan
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَا
eksik etmesin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَبْخَسْ
eksik vermeyin
Fiil
Kök: بخس
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْخَسْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
ondan (borcundan)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
شَيْـًٔا
hiçbir şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
عَلَيْهِ
borçlu olan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
سَفِيهًا
aklı ermez
İsim
Kök: سفه
Dilbilgisi (i'rab)
سَفِيهًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
ضَعِيفًا
zayıf
İsim
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
ضَعِيفًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
لَا
güç yetiremiyecek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَطِيعُ
bulamazlar
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَن
kendisi yazdırmaya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُمِلَّ
yazdırsın
Fiil
Kök: ملل
Dilbilgisi (i'rab)
يُمِلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
فَلْيُمْلِلْ
yazdırsın
Fiil
Kök: ملل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يُمْلِلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَلِيُّهُۥ
onun velisi
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَلِيُّİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِٱلْعَدْلِ
adaletle
İsim
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَدْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱسْتَشْهِدُوا۟
şahid tutun
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَشْهِدُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شَهِيدَيْنِ
iki şahidi
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدَيْنِİsimeril ikil، mansûb (akuzatif)
مِن
erkeklerinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رِّجَالِكُمْ
erkekler
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رِّجَالِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
لَّمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَكُونَا
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil
رَجُلَيْنِ
iki erkek
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلَيْنِİsimeril ikil، mansûb (akuzatif)
فَرَجُلٌ
(o zaman) bir erkek
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
رَجُلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱمْرَأَتَانِ
iki kadın
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱمْرَأَتَانِİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
مِمَّن
kimse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنİsimism-i mevsûl
تَرْضَوْنَ
razı olduğunuz
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
تَرْضَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنَ
şahidlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلشُّهَدَآءِ
şahid
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شُّهَدَآءِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
أَن
ta ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَضِلَّ
şaşırırsa
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
تَضِلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
إِحْدَىٰهُمَا
kadınlardan biri
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْدَىٰİsimdişil، merfû (nominatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
فَتُذَكِّرَ
hatırlatması için
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
تُذَكِّرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
إِحْدَىٰهُمَا
biri
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْدَىٰİsimdişil، merfû (nominatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
ٱلْأُخْرَىٰ
diğerine
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أُخْرَىٰİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
وَلَا
kaçınmasınlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَأْبَ
fakat kaçındılar
Fiil
Kök: أبي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلشُّهَدَآءُ
şahidler
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شُّهَدَآءُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
مَا
bir şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatmasdar bağlacı
دُعُوا۟
çağrıldıkları
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دُعُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَا
üşenmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَسْـَٔمُوٓا۟
usanmazlar
Fiil
Kök: سأم
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْـَٔمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
yazmaktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَكْتُبُوهُ
yazıyorlar
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
تَكْتُبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
صَغِيرًا
az olsun
İsim
Kök: صغر
Dilbilgisi (i'rab)
صَغِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
كَبِيرًا
çok olsun
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَىٰٓ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلِهِۦ
onu süresine
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ذَٰلِكُمْ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
أَقْسَطُ
daha adaletli
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
أَقْسَطُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
عِندَ
katında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَأَقْوَمُ
ve daha sağlam
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقْوَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
لِلشَّهَٰدَةِ
şahidlik için
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّهَٰدَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَأَدْنَىٰٓ
ve daha elverişlidir
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَدْنَىٰٓİsimeril tekil، merfû (nominatif)
أَلَّا
kuşkulanmamanız için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
تَرْتَابُوٓا۟
kuşkulanırlardı
Fiil
Kök: ريب
Dilbilgisi (i'rab)
تَرْتَابُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّآ
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
olursa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَكُونَ
olacaksın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
تِجَٰرَةً
ticaret
İsim
Kök: تجر
Dilbilgisi (i'rab)
تِجَٰرَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَاضِرَةً
peşin
İsim
Kök: حضر
Dilbilgisi (i'rab)
حَاضِرَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
تُدِيرُونَهَا
hemen alıp vereceğiniz
Fiil
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
تُدِيرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بَيْنَكُمْ
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَلَيْسَ
yoktur
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
üzerinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
جُنَاحٌ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَلَّا
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
تَكْتُبُوهَا
onu yazmamanızdan
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
تَكْتُبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَأَشْهِدُوٓا۟
ve şahid tutun
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَشْهِدُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
zaman da
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
تَبَايَعْتُمْ
alışveriş yaptığınız
Fiil
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
تَبَايَعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَا
asla zarar verilmesin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُضَآرَّ
onlara zarar vermeyin
Fiil
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
يُضَآرَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
كَاتِبٌ
yazana da
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كَاتِبٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
شَهِيدٌ
şahide de
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
تَفْعَلُوا۟
(bir zarar) yaparsanız
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
تَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِنَّهُۥ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فُسُوقٌۢ
kötülük olur
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فُسُوقٌۢİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِكُمْ
kendinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَٱتَّقُوا۟
korkun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَيُعَلِّمُكُمُ
ve size öğretiyor
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُعَلِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَلِيمٌ
bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın! Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın! Hiçbir kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın; (olduğu şekilde) yazsın! Üzerinde hak olan (borçlu) kişi de yazdırsın; Rabbine karşı takvâlı (duyarlı) olsun ve borcundan hiçbir şey eksiltmesin (eksik yazdırmasın)! Üzerinde hak olan (borçlu) kişi, aklı kıt veya zayıf biri ise ya da yazdırmaya gücü yetmiyorsa, velisi (onu) adaletle yazdırsın! Erkeklerinizden iki şahit de bulundurun! İki erkek bulunamazsa, razı olacağınız bir erkek ile biri yanılırsa (şaşırırsa) diğerinin ona hatırlatması için iki hanım şahit (olsun)! Şahitler, çağrıldıkları zaman (şahitlik etmekten) kaçınmasınlar! Küçük veya büyük hiçbir şeyi süresiyle birlikte yazmaya sakın üşenmeyin! Böyle yapmanız, Allah katında daha adil, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. (Ancak) aranızda gerçekleştirdiğiniz ticaret peşin olursa bu hariç; bu durumda onu yazmamanızda sizin için hiçbir vebal yoktur. Karşılıklı (yüz yüze) alışveriş yaptığınızda (da) şahit tutun! Yazan da şahitlik eden de zarara uğratılmasın! (Zarar verme işini) yaparsanız şüphesiz ki bu, yoldan çıkmanız demektir. Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Allah size öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! When ye deal with each other, in transactions involving future obligations in a fixed period of time, reduce them to writing Let a scribe write down faithfully as between the parties: let not the scribe refuse to write: as Allah Has taught him, so let him write. Let him who incurs the liability dictate, but let him fear His Lord Allah, and not diminish aught of what he owes. If they party liable is mentally deficient, or weak, or unable Himself to dictate, Let his guardian dictate faithfully, and get two witnesses, out of your own men, and if there are not two men, then a man and two women, such as ye choose, for witnesses, so that if one of them errs, the other can remind her. The witnesses should not refuse when they are called on (For evidence). Disdain not to reduce to writing (your contract) for a future period, whether it be small or big: it is juster in the sight of Allah, More suitable as evidence, and more convenient to prevent doubts among yourselves but if it be a transaction which ye carry out on the spot among yourselves, there is no blame on you if ye reduce it not to writing. But take witness whenever ye make a commercial contract; and let neither scribe nor witness suffer harm. If ye do (such harm), it would be wickedness in you. So fear Allah; For it is Good that teaches you. And Allah is well acquainted with all things. If ye are on a journey, and cannot find a scribe, a pledge with possession (may serve the purpose). And if one of you deposits a thing on trust with another, let the trustee (faithfully) discharge his trust, and let him Fear his Lord conceal not evidence; for whoever conceals it, - his heart is tainted with sin. And Allah knoweth all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, when you contract a debt for a stated term, put it down in writing: have a scribe write it down justly between you. No scribe should refuse to write: let him write as God has taught him, let the debtor dictate, and let him fear God, his Lord, and not diminish [the debt] at all. If the debtor is feeble-minded, weak, or unable to dictate, then let his guardian dictate justly. Call in two men as witnesses. If two men are not there, then call one man and two women out of those you approve as witnesses, so that if one of the two women should forget the other can remind her. Let the witnesses not refuse when they are summoned. Do not disdain to write the debt down, be it small or large, along with the time it falls due: this way is more equitable in God’s eyes, more reliable as testimony, and more likely to prevent doubts arising between you. But if the merchandise is there and you hand it over, there is no blame on you if you do not write it down. Have witnesses present whenever you trade with one another, and let no harm be done to either scribe or witness, for if you did cause them harm, it would be a crime on your part. Be mindful of God, and He will teach you: He has full knowledge of everything.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! When ye contract a debt for a fixed term, record it in writing. Let a scribe record it in writing between you in (terms of) equity. No scribe should refuse to write as Allah hath taught him, so let him write, and let him who incurreth the debt dictate, and let him observe his duty to Allah his Lord, and diminish naught thereof. But if he who oweth the debt is of low understanding, or weak, or unable himself to dictate, then let the guardian of his interests dictate in (terms of) equity. And call to witness, from among your men, two witnesses. And if two men be not (at hand) then a man and two women, of such as ye approve as witnesses, so that if the one erreth (through forgetfulness) the other will remember. And the witnesses must not refuse when they are summoned. Be not averse to writing down (the contract) whether it be small or great, with (record of) the term thereof. That is more equitable in the sight of Allah and more sure for testimony, and the best way of avoiding doubt between you; save only in the case when it is actual merchandise which ye transfer among yourselves from hand to hand. In that case it is no sin for you if ye write it not. And have witnesses when ye sell one to another, and let no harm be done to scribe or witness. If ye do (harm to them) lo! it is a sin in you. Observe your duty to Allah. Allah is teaching you. And Allah is knower of all things.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, when you contract a debt for a specified term, write it down. And let a scribe write [it] between you in justice. Let no scribe refuse to write as Allāh has taught him. So let him write and let the one who has the obligation [i.e., the debtor] dictate. And let him fear Allāh, his Lord, and not leave anything out of it. But if the one who has the obligation is of limited understanding or weak or unable to dictate himself, then let his guardian dictate in justice. And bring to witness two witnesses from among your men. And if there are not two men [available], then a man and two women from those whom you accept as witnesses - so that if one of them [i.e., the women] errs, then the other can remind her. And let not the witnesses refuse when they are called upon. And do not be [too] weary to write it, whether it is small or large, for its [specified] term. That is more just in the sight of Allāh and stronger as evidence and more likely to prevent doubt between you, except when it is an immediate transaction which you conduct among yourselves. For [then] there is no blame upon you if you do not write it. And take witnesses when you conclude a contract. Let no scribe be harmed or any witness. For if you do so, indeed, it is [grave] disobedience in you. And fear Allāh. And Allāh teaches you. And Allāh is Knowing of all things.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا من آمنتم بالله واتبعتم رسوله محمدًا صلى الله عليه وسلم إذا تعاملتم بدَيْن إلى وقت معلوم فاكتبوه؛ حفظًا للمال ودفعًا للنزاع. ولْيقُم بالكتابة رجل أمين ضابط، ولا يمتنع مَن علَّمه الله الكتابة عن ذلك، ولْيقم المدين بإملاء ما عليه من الدَّيْن، وليراقب ربه، ولا ينقص من دينه شيئا. فإن كان المدين محجورًا عليه لتبذيره وإسرافه، أو كان صغيرًا أو مجنونًا، أو لا يستطيع النطق لخرس به أو عدم قدرة كاملة على الكلام، فليتولَّ الإملاء عن المدين القائم بأمره، واطلبوا شهادة رجلين مسلمَيْن بالِغَيْن عاقلَيْن من أهل العدالة. فإن لم يوجد رجلان، فاطلبوا شهادة رجل وامرأتين ترضون شهادتهم، حتى إذا نَسِيَتْ إحداهما ذكَّرتها الأخرى، وعلى الشهداء أن يجيبوا مَن دعاهم إلى الشهادة، وعليهم أداؤها إذا ما دعوا إليها، ولا تَمَلُّوا من كتابة الدَّين قليلا أو كثيرًا إلى وقته المعلوم. ذلكم أعدل في شرع الله وهديه، وأعظم عونًا على إقامة الشهادة وأدائها، وأقرب إلى نفي الشك في جنس الدَّين وقدره وأجله. لكن إن كانت المسألة مسألة بيع وشراء، بأخذ سلعة ودفع ثمنها في الحال، فلا حاجة إلى الكتابة، ويستحب الإشهاد على ذلك منعًا للنزاع والشقاق، ومن الواجب على الشاهد والكاتب أداء الشهادة على وجهها والكتابة كما أمر الله. ولا يجوز لصاحب الحق ومَن عليه الحق الإضرار بالكُتَّاب والشهود، وكذلك لا يجوز للكُتَّاب والشهود أن يضارُّوا بمن احتاج إلى كتابتهم أو شهادتهم، وإن تفعلوا ما نهيتم عنه فإنه خروج عن طاعة الله، وعاقبة ذلك حالَّة بكم. وخافوا الله في جميع ما أمركم به، ونهاكم عنه، ويعلمكم الله جميع ما يصلح دنياكم وأخراكم. والله بكل شيء عليم، فلا يخفى عليه شيء من أموركم، وسيجازيكم على ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?