← Sure 2

2:150

وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۚ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِى وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِى عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Kelime kelime

وَمِنْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حَيْثُ
nereden
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı، mecrûr (genitif)
خَرَجْتَ
çıkarsan (yola)
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
خَرَجْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَوَلِّ
çevir
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
وَلِّFiilemir، 2. tekil eril
وَجْهَكَ
yüzünü
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وَجْهَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
شَطْرَ
doğru
İsim
Kök: شطر
Dilbilgisi (i'rab)
شَطْرَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسْجِدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْحَرَامِ
Haram'a
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَرَامِİsimeril، mecrûr (genitif)، sıfat
وَحَيْثُ
ve nerede
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
حَيْثُİsimşart
مَا
olursanız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatek bağlaç
كُنتُمْ
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَوَلُّوا۟
çevirin
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
وَلُّFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وُجُوهَكُمْ
yüzünüzü
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وُجُوهَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شَطْرَهُۥ
o yana
İsim
Kök: شطر
Dilbilgisi (i'rab)
شَطْرَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِئَلَّا
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
ئَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
يَكُونَ
olmasın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لِلنَّاسِ
hiç kimsenin
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
عَلَيْكُمْ
aleyhinizde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
حُجَّةٌ
bir delili
İsim
Kök: حجج
Dilbilgisi (i'rab)
حُجَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِلَّا
başkasının
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
ٱلَّذِينَ
kimselerden
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ظَلَمُوا۟
zalim olan
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَا
onlardan çekinmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَخْشَوْهُمْ
benden korkun
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْشَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱخْشَوْنِى
benden çekinin
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱخْشَFiilemir، 2. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَلِأُتِمَّ
ve tamamlayayım
Fiil
Kök: تمم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
أُتِمَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
نِعْمَتِى
ni'metimi
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نِعْمَتِİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَعَلَّكُمْ
umulur ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَهْتَدُونَ
hidayete erersiniz
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
تَهْتَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi onun tarafına çevirin ki aralarından haksızlık edenler (inatçılar) hariç, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın! Sakın onlardan korkmayın! Yalnız bana saygı duyun! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So from whencesoever Thou startest forth, turn Thy face in the direction of the sacred Mosque; and wheresoever ye are, Turn your face thither: that there be no ground of dispute against you among the people, except those of them that are bent on wickedness; so fear them not, but fear Me; and that I may complete My favours on you, and ye May (consent to) be guided;

A. Yusuf Alipublic-domain

wherever you may have started out, turn your face in the direction of the Sacred Mosque; wherever any of you may be, turn your faces towards it, so that people may have no argument against you- except for the wrongdoers among them: do not fear them; fear Me- and so that I may perfect My favour on you and you may be guided,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Whencesoever thou comest forth turn thy face toward the Inviolable Place of Worship; and wheresoever ye may be (O Muslims) turn your faces toward it (when ye pray) so that men may have no argument against you, save such of them as do injustice - Fear them not, but fear Me! - and so that I may complete My grace upon you, and that ye may be guided.

M. Pickthallpublic-domain

And from wherever you go out [for prayer], turn your face toward al-Masjid al-Ḥarām. And wherever you [believers] may be, turn your faces toward it in order that the people will not have any argument against you, except for those of them who commit wrong; so fear them not but fear Me. And [it is] so I may complete My favor upon you and that you may be guided,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ومن أى مكان خرجت -أيها النبي- فتوجَّه إلى المسجد الحرام، وحيثما كنتم -أيها المسلمون-، بأي قطر من أقطار الأرض فولُّوا وجوهكم نحو المسجد الحرام؛ لكي لا يكون للناس المخالفين لكم احتجاج عليكم بالمخاصمة والمجادلة، بعد هذا التوجه إليه، إلا أهل الظلم والعناد منهم، فسيظلُّون على جدالهم، فلا تخافوهم وخافوني بامتثال أمري، واجتناب نهيي؛ ولكي أتم نعمتي عليكم باختيار أكمل الشرائع لكم، ولعلكم تهتدون إلى الحق والصواب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?