← Sure 2

2:17

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَـٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ

Kelime kelime

مَثَلُهُمْ
Onların durumu
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَمَثَلِ
durumu gibidir
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَثَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِى
kişinin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
ٱسْتَوْقَدَ
yakan
Fiil
Kök: وقد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَوْقَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَارًا
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَلَمَّآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّآİsimzaman zarfı
أَضَآءَتْ
aydınlatır
Fiil
Kök: ضوأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَضَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مَا
çevresini
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
حَوْلَهُۥ
çevresini
İsim
Kök: حول
Dilbilgisi (i'rab)
حَوْلَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ذَهَبَ
giderdi
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
ذَهَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِنُورِهِمْ
onların nurunu
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نُورِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَتَرَكَهُمْ
ve onları bıraktı
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَرَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ظُلُمَٰتٍ
karanlıklar
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظُلُمَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّا
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يُبْصِرُونَ
görenlerden
Fiil
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُبْصِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların (münafıkların) durumu, (karanlıkta) ateş tutuşturan kişi gibidir. (Ateş), etrafını aydınlattığında Allah onların aydınlığını hemen giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (hiçbir şey) göremezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Their similitude is that of a man who kindled a fire; when it lighted all around him, Allah took away their light and left them in utter darkness. So they could not see.

A. Yusuf Alipublic-domain

They are like people who [labour to] kindle a fire: when it lights up everything around them, God takes away all their light, leaving them in utter darkness, unable to see-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Their likeness is as the likeness of one who kindleth fire, and when it sheddeth its light around him Allah taketh away their light and leaveth them in darkness, where they cannot see,

M. Pickthallpublic-domain

Their example is that of one who kindled a fire, but when it illuminated what was around him, Allāh took away their light and left them in darkness [so] they could not see.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حال المنافقين الذين آمنوا -ظاهرًا لا باطنًا- برسالة محمد صلى الله عليه وسلم، ثم كفروا، فصاروا يتخبطون في ظلماتِ ضلالهم وهم لا يشعرون، ولا أمل لهم في الخروج منها، تُشْبه حالَ جماعة في ليلة مظلمة، وأوقد أحدهم نارًا عظيمة للدفء والإضاءة، فلما سطعت النار وأنارت ما حوله، انطفأت وأعتمت، فصار أصحابها في ظلمات لا يرون شيئًا، ولا يهتدون إلى طريق ولا مخرج.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular