← Sure 20

20:108

يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِىَ لَا عِوَجَ لَهُۥ ۖ وَخَشَعَتِ ٱلْأَصْوَاتُ لِلرَّحْمَـٰنِ فَلَا تَسْمَعُ إِلَّا هَمْسًا

Kelime kelime

يَوْمَئِذٍ
o gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı
ئِذٍİsimzaman zarfı
يَتَّبِعُونَ
uyarlar
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلدَّاعِىَ
çağrıcıya
İsim
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دَّاعِىَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
لَا
hiç pürüzü olmayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
عِوَجَ
bir eğrilik
İsim
Kök: عوج
Dilbilgisi (i'rab)
عِوَجَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَهُۥ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
وَخَشَعَتِ
ve kısılır
Fiil
Kök: خشع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَشَعَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْأَصْوَاتُ
sesler
İsim
Kök: صوت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَصْوَاتُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
لِلرَّحْمَٰنِ
Rahman'ın huzurunda
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحْمَٰنِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
فَلَا
işitemezsin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَسْمَعُ
işitiyor (musun?)
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْمَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
هَمْسًا
fısıltıdan
İsim
Kök: همس
Dilbilgisi (i'rab)
هَمْسًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

O gün insanlar yan çizemeyecekleri davetçiye uyacaklardır. Rahmân’ın (huzurunda) sesler kısılmış olacaktır. Fısıltıdan başka hiçbir şey duymayacaksın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

On that Day will they follow the Caller (straight): no crookedness (can they show) him: all sounds shall humble themselves in the Presence of (Allah) Most Gracious: nothing shalt thou hear but the tramp of their feet (as they march).

A. Yusuf Alipublic-domain

On that Day, people will follow the summoner from whom there is no escape; every voice will be hushed for the Lord of Mercy; only whispers will be heard.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

On that day they follow the summoner who deceiveth not, and voices are hushed for the Beneficent, and thou hearest but a faint murmur.

M. Pickthallpublic-domain

That Day, they [i.e., everyone] will follow [the call of] the Caller [with] no deviation therefrom, and [all] voices will be stilled before the Most Merciful, so you will not hear except a whisper [of footsteps].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

في ذلك اليوم يتبع الناس صوت الداعي إلى موقف القيامة، لا محيد عن دعوة الداعي؛ لأنها حق وصدق لجميع الخلق، وسكنت الأصوات خضوعًا للرحمن، فلا تسمع منها إلا صوتًا خفيًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?