← Sure 22

22:36

وَٱلْبُدْنَ جَعَلْنَـٰهَا لَكُم مِّن شَعَـٰٓئِرِ ٱللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ ۖ فَٱذْكُرُوا۟ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهَا صَوَآفَّ ۖ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا۟ مِنْهَا وَأَطْعِمُوا۟ ٱلْقَانِعَ وَٱلْمُعْتَرَّ ۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرْنَـٰهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Kelime kelime

وَٱلْبُدْنَ
kurbanlık develeri
İsim
Kök: بدن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بُدْنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
جَعَلْنَٰهَا
yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّن
işaretlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
شَعَٰٓئِرِ
işaretlerine
İsim
Kök: شعر
Dilbilgisi (i'rab)
شَعَٰٓئِرِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
لَكُمْ
sizin için vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
فِيهَا
onlarda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
خَيْرٌ
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَٱذْكُرُوا۟
anın (da boğazlayın)
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱذْكُرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱسْمَ
adını
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَيْهَا
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
صَوَآفَّ
(kurban için) sıra halinde dururlarken
İsim
Kök: صفف
Dilbilgisi (i'rab)
صَوَآفَّİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
فَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
وَجَبَتْ
düştüğünde
Fiil
Kök: وجب
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
جُنُوبُهَا
yanları üzerine (canları çıkınca)
İsim
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
جُنُوبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَكُلُوا۟
yeyin
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْهَا
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَأَطْعِمُوا۟
ve yedirin
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَطْعِمُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْقَانِعَ
kanaat edip isteyemeyene
İsim
Kök: قنع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَانِعَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
وَٱلْمُعْتَرَّ
ve isteyene
İsim
Kök: عرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُعْتَرَّİsimmansûb (akuzatif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
سَخَّرْنَٰهَا
onları boyun eğdirdi
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
سَخَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Fiil
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

İşte kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yan üstü düşüp ölünce onlardan yiyin, isteyene de istemeyene de verin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin buyruğunuza verdik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruğunuza verdik ki, şükredesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın sembollerinden (takvanızın belirtilerinden) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar sıra sıra (dururken) üzerlerine Allah’ın ismini hatırlayın (anın ve kurban edin)! Yan üstü yere düştüklerinde (öldüklerinde) onlardan hem kendiniz yiyin hem de kanaatkâr olana ve fakirlere yedirin! İşte şükredesiniz diye bunları sizin hizmetinize verdik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The sacrificial camels we have made for you as among the symbols from Allah: in them is (much) good for you: then pronounce the name of Allah over them as they line up (for sacrifice): when they are down on their sides (after slaughter), eat ye thereof, and feed such as (beg not but) live in contentment, and such as beg with due humility: thus have We made animals subject to you, that ye may be grateful.

A. Yusuf Alipublic-domain

We have made camels part of God’s sacred rites for you. There is much good in them for you, so invoke God’s name over them as they are lined up for sacrifice, then, when they have fallen down dead, feed yourselves and those who do not ask, as well as those who do. We have subjected them to you in this way so that you may be thankful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the camels! We have appointed them among the ceremonies of Allah. Therein ye have much good. So mention the name of Allah over them when they are drawn up in lines. Then when their flanks fall (dead), eat thereof and feed the beggar and the suppliant. Thus have We made them subject unto you, that haply ye may give thanks.

M. Pickthallpublic-domain

And the camels and cattle We have appointed for you as among the symbols [i.e., rites] of Allāh; for you therein is good. So mention the name of Allāh upon them when lined up [for sacrifice]; and when they are [lifeless] on their sides, then eat from them and feed the needy [who does not seek aid] and the beggar. Thus have We subjected them to you that you may be grateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وجعلنا لكم نَحْرَ البُدْن من شعائر الدين وأعلامه؛ لتتقربوا بها إلى الله، لكم فيها- أيها المتقربون -خير في منافعها من الأكل والصدقة والثواب والأجر، فقولوا عند ذبحها: بسم الله. وتُنْحَر الإبل واقفة قد صُفَّتْ ثلاث من قوائمها وقُيِّدت الرابعة، فإذا سقطت على الأرض جنوبها فقد حلَّ أكلها، فليأكل منها مقربوها تعبدًا ويُطْعِمُوا منها القانع -وهو الفقير الذي لم يسأل تعففًا- والمعترَّ الذي يسأل لحاجته، هكذا سخَّر الله البُدْن لكم، لعلكم تشكرون الله على تسخيرها لكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?

İçerik