← Sure 25

25:19

فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا ۚ وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا

Kelime kelime

فَقَدْ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
كَذَّبُوكُم
sizi yalanladılar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِمَا
şeyler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَقُولُونَ
dedikleriniz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَمَا
artık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
تَسْتَطِيعُونَ
gücünüz yetmez
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْتَطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
صَرْفًا
(azabı) geri çevirmeğe
İsim
Kök: صرف
Dilbilgisi (i'rab)
صَرْفًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نَصْرًا
yardım bulabilirsiniz
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَظْلِم
zulmederse
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يَظْلِمFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِّنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نُذِقْهُ
ona taddırırız
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
نُذِقْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَذَابًا
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَبِيرًا
büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

"Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız" denir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Allah şöyle diyecektir:) “İşte (taptıklarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar. Artık (azabı) geri çevirmeye de yardıma da gücünüz yetmez. İçinizden haksızlık edenlere büyük bir azap tattıracağız!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Allah will say): "Now have they proved you liars in what ye say: so ye cannot avert (your penalty) nor (get) help." And whoever among you does wrong, him shall We cause to taste of a grievous Penalty.

A. Yusuf Alipublic-domain

[God will say], ‘Now your gods have denounced what you say as lies: you cannot avoid the punishment; you will not get any help.’ If any of you commits such evil, We shall make him taste agonizing torment.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Thus they will give you the lie regarding what ye say, then ye can neither avert (the doom) nor obtain help. And whoso among you doeth wrong, We shall make him taste great torment.

M. Pickthallpublic-domain

So they will deny you, [disbelievers], in what you say, and you cannot avert [punishment] or [find] help. And whoever commits injustice among you - We will make him taste a great punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فيقال للمشركين: لقد كذَّبكم هؤلاء الذين عبدتموهم في ادِّعائكم عليهم، فها أنتم أولاء لا تستطيعون دَفْعًا للعذاب عن أنفسكم، ولا نصرًا لها، ومَن يشرك بالله فيظلم نفسه ويعبد غير الله، ويمت على ذلك، يعذبه الله عذابًا شديدًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution