← Sure 25

25:21

۞ وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا ۗ لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi(ler)
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
لَا
ummayan(lar)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْجُونَ
umarlar
Fiil
Kök: رجو
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِقَآءَنَا
bizimle karşılaşmayı
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِقَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَوْلَآ
değil mi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdattahdîd (teşvik)
أُنزِلَ
indirilmeli
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
melekler
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَٰٓئِكَةُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَرَىٰ
görmeliydik
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نَرَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
رَبَّنَا
Rabbimizi
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَقَدِ
andolsun ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدِEdattahkik (kad)
ٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَكْبَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِىٓ
içlerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَعَتَوْ
ve haddi aştılar
Fiil
Kök: عتو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَتَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عُتُوًّا
bir azgınlıkla
İsim
Kök: عتو
Dilbilgisi (i'rab)
عُتُوًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَبِيرًا
büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, “(İnanmamız için) ya bize de melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik!” dediler. Şüphesiz ki onlar, kendileri hakkında kibir gösterdiler ve büyük bir azgınlığa düştüler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such as fear not the meeting with Us (for Judgment) say: "Why are not the angels sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Indeed they have an arrogant conceit of themselves, and mighty is the insolence of their impiety!

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who do not fear to meet Us say, ‘Why are the angels not sent down to us?’ or ‘Why can we not see our Lord?’ They are too proud of themselves and too insolent.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who look not for a meeting with Us say: Why are angels not sent down unto us and (Why) do we not see our Lord! Assuredly they think too highly of themselves and are scornful with great pride.

M. Pickthallpublic-domain

And those who do not expect the meeting with Us say, "Why were not angels sent down to us, or [why] do we [not] see our Lord?" They have certainly become arrogant within themselves and [become] insolent with great insolence.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الذين لا يؤمِّلون لقاء ربهم بعد موتهم لإنكارهم له: هلا أُنزل علينا الملائكة، فتُخْبِرنا بأن محمدًا صادق، أو نرى ربنا عِيانًا، فيخبرنا بصدقه في رسالته. لقد أُعجِبوا بأنفسهم واستعلَوْا حيث اجترؤوا على هذا القول، وتجاوزوا الحدَّ في طغيانهم وكفرهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?