العتو: النبو عن الطاعة، يقال: عتا يعتو عتوا وعتيا. قال تعالى: وعتوا عتوا كبيرا [الفرقان/ 21]، فعتوا عن أمر ربهم [الذاريات/ 44]، عتت عن أمر ربها [الطلاق/ 8]، بل لجوا في عتو ونفور [الملك/ 21]، من الكبر عتيا [مريم/ 8]، أي: حالة لا سبيل إلى إصلاحها ومداواتها. وقيل: إلى رياضة، وهي الحالة المشار إليها بقول الشاعر: 310- ومن العناء رياضة الهرم وقوله تعالى: أيهم أشد على الرحمن عتيا [مريم/ 69]، قيل: العتي هاهنا مصدر، وقيل هو جمع عات ، وقيل: العاتي: الجاسي.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
el-Utüvv: İtaatten uzaklaşmak, itaate yanaşmamaktır. "Atâ ya'tû utüvven ve utiyyen" denir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ve büyük bir azgınlıkla azdılar" [25:21]; "Rablerinin emrine karşı azdılar" [51:44]; "Rabbinin emrine karşı azdı" [65:8]; "Bilakis azgınlık ve nefret içinde direttiler" [67:21]; "İhtiyarlığın son haddine varmış (hâlde)" [19:8]; yani: ıslahına ve tedavisine hiçbir çare/yol bulunmayan bir hâl. Bir görüşe göre ise: (bu hâli) terbiye/idman etmeye de yol yoktur; ki bu, şairin şu sözüyle işaret edilen hâldir: 310- Ve eziyetlerdendir yaşlının terbiye edilmeye çalışılması Allah Teâlâ'nın "Hangisi Rahmân'a karşı daha çok azgındır (utiyyâ)" [19:69] sözüne gelince: Bir görüşe göre buradaki "utiyy" mastardır; bir görüşe göre ise "âtî" (azgın) kelimesinin çoğuludur. Bir görüşe göre de "el-âtî": Katı/sert olan demektir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)