← Sure 28

28:46

وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا وَلَـٰكِن رَّحْمَةً مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Kelime kelime

وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كُنتَ
sen değildin
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِجَانِبِ
yanında
İsim
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَانِبِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
ٱلطُّورِ
Tur'un
İsim
Kök: طور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طُّورِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
نَادَيْنَا
seslendiğimiz
Fiil
Kök: ندي
Dilbilgisi (i'rab)
نَادَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
رَّحْمَةً
bir rahmet olarak
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
Rabbinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لِتُنذِرَ
uyarasın diye
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تُنذِرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
قَوْمًا
toplumu
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّآ
kendilerine gelmemiş olan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّآEdatolumsuzluk
أَتَىٰهُم
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّن
hiç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
نَّذِيرٍ
bir uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَّذِيرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّن
senden önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِكَ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَعَلَّهُمْ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَتَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alırlar
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَذَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sen, Musa'ya hitap ettiğimiz zaman Tur'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, Tûr'un yanında değildin. Bilakis senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik), ola ki onlar düşünüp öğüt alırlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Musa’ya seslendiğimiz zaman da sen Tûr’un (Sînâ Dağı’nın) yanında değildin. Düşünüp (gerçeği) hatırlarlar diye senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (bunları sana bildirdik).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nor wast thou at the side of (the Mountain of) Tur when we called (to Moses). Yet (art thou sent) as Mercy from thy Lord, to give warning to a people to whom no warner had come before thee: in order that they may receive admonition.

A. Yusuf Alipublic-domain

nor were you present on the side of Mount Sinai when We called out to Moses. But you too have been sent as an act of grace from your Lord, to give warning to a people to whom no warner has come before, so that they may take heed,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And thou was not beside the Mount when We did call; but (the knowledge of it is) a mercy from thy Lord that thou mayst warn a folk unto whom no warner came before thee, that haply they may give heed.

M. Pickthallpublic-domain

And you were not at the side of the mount when We called [Moses] but [were sent] as a mercy from your Lord to warn a people to whom no warner had come before you that they might be reminded.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما كنت -أيها الرسول- بجانب جبل الطور حين نادينا موسى، ولم تشهد شيئًا من ذلك فتعلمه، ولكنا أرسلناك رحمة من ربك؛ لتنذر قومًا لم يأتهم مِن قبلك من نذير؛ لعلهم يتذكرون الخير الذي جئتَ به فيفعلوه، والشرَّ الذي نَهيتَ عنه فيجتنبوه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?