← Sure 28

28:47

وَلَوْلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَيَقُولُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَـٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Kelime kelime

وَلَوْلَآ
keşke olmasalardı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْلَآEdatşart
أَن
başlarına geldiği zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُصِيبَهُم
erişecektir
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
تُصِيبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّصِيبَةٌۢ
bir felaket
İsim
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُّصِيبَةٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
yüzünden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
قَدَّمَتْ
yaptıkları (günahları)
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْدِيهِمْ
kendi elleriyle
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَيَقُولُوا۟
diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَوْلَآ
keşke
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdattahdîd (teşvik)
أَرْسَلْتَ
gönderseydin
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَيْنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَسُولًا
bir elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَنَتَّبِعَ
uysaydık
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
نَتَّبِعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ءَايَٰتِكَ
ayetlerine
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَنَكُونَ
ve olsaydık
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِنَ
mü'minlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde“Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!”diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If (We had) not (sent thee to the Quraish),- in case a calamity should seize them for (the deeds) that their hands have sent forth, they might say: "Our Lord! why didst Thou not sent us a messenger? We should then have followed Thy Signs and been amongst those who believe!"

A. Yusuf Alipublic-domain

and may not say, if a disaster should befall them as a result of what they have done with their own hands, ‘Lord, if only You had sent us a messenger, we might have followed Your message and become believers.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Otherwise, if disaster should afflict them because of that which their own hands have sent before (them), they might say: Our Lord! Why sentest Thou no messenger unto us, that we might have followed Thy revelations and been of the believers?

M. Pickthallpublic-domain

And if not that a disaster should strike them for what their hands put forth [of sins] and they would say, "Our Lord, why did You not send us a messenger so we could have followed Your verses and been among the believers?"...

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولولا أن ينزل بهؤلاء الكفار عذاب بسبب كفرهم بربهم، فيقولوا: ربنا هلا أرسلت إلينا رسولا من قبل، فنتبع آياتك المنزلة في كتابك، ونكون من المؤمنين بك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?