← Sure 28

28:8

فَٱلْتَقَطَهُۥٓ ءَالُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًا ۗ إِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَـٰمَـٰنَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا۟ خَـٰطِـِٔينَ

Kelime kelime

فَٱلْتَقَطَهُۥٓ
nihayet onu aldı
Fiil
Kök: لقط
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلْتَقَطَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ءَالُ
ailesi
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
ءَالُİsimeril، merfû (nominatif)
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
فِرْعَوْنَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
لِيَكُونَ
olsunası için
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
عَدُوًّا
bir düşman
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَحَزَنًا
ve başlarına derd
İsim
Kök: حزن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَزَنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
فِرْعَوْنَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
وَهَٰمَٰنَ
ve Haman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هَٰمَٰنَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
وَجُنُودَهُمَا
ve askerleri
İsim
Kök: جند
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جُنُودَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
كَانُوا۟
yanılıyorlardı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَٰطِـِٔينَ
hata işleyenlerden
İsim
Kök: خطأ
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰطِـِٔينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Firavun'un adamları onu almışlardı. Firavun, Haman ve askerleri, suçlu olduklarından, o onlara düşman ve başlarına da dert olacaktı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet Firavun ailesi onu yitik olarak aldı. Çünkü o, sonunda kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanılıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Firavun ailesi (sonunda) kendilerine bir düşman ve bir üzüntü kaynağı (olacağını bilmeden) onu (Musa’yı) bulup almışlardı. Şüphesiz ki Firavun, Haman ve askerleri yanılmışlardı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then the people of Pharaoh picked him up (from the river): (It was intended) that (Moses) should be to them an adversary and a cause of sorrow: for Pharaoh and Haman and (all) their hosts were men of sin.

A. Yusuf Alipublic-domain

Pharaoh’s household picked him up––later to become an enemy and a source of grief for them: Pharaoh, Haman, and their armies were wrongdoers––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the family of Pharaoh took him up, that he might become for them an enemy and a sorrow, Lo! Pharaoh and Haman and their hosts were ever sinning.

M. Pickthallpublic-domain

And the family of Pharaoh picked him up [out of the river] so that he would become to them an enemy and a [cause of] grief. Indeed, Pharaoh and Hāmān and their soldiers were deliberate sinners.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وألْهمنا أم موسى حين ولدته وخشيت عليه أن يذبحه فرعون كما يذبح أبناء بني إسرائيل: أن أرضعيه مطمئنة، فإذا خشيت أن يُعرف أمره فضعيه في صندوق وألقيه في النيل، دون خوف من فرعون وقومه أن يقتلوه، ودون حزن على فراقه، إنا رادُّو ولدك إليك وباعثوه رسولا. فوضعته في صندوق وألقته في النيل، فعثر عليه أعوان فرعون وأخذوه، فكانت عاقبةُ ذلك أن جعله الله لهم عدوًّا وحزنًا، فكان إهلاكُهم على يده. إن فرعون وهامان وأعوانهما كانوا آثمين مشركين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?