← Sure 3

3:161

وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ ۚ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Kelime kelime

وَمَا
ve değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
olur şey
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِنَبِىٍّ
bir peygamberin
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَبِىٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَن
hiyanet etmesi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَغُلَّ
bağlandı
Fiil
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَغُلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يَغْلُلْ
hıyanet ederse
Fiil
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَغْلُلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَأْتِ
getirir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
غَلَّ
hıyanet ettiği
Fiil
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
غَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تُوَفَّىٰ
tastamam verilir
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
تُوَفَّىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
كُلُّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلُّİsimeril، merfû (nominatif)
نَفْسٍ
kişiye
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّا
ne ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
كَسَبَتْ
kazandı
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
كَسَبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
hiçbir haksızlığa uğratılmazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi (devletmillet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihanette bulunursa kıyamet günü aşırdığını boynuna yüklenerek getirir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hiçbir peygambere, (emanete) ihanet etmesi yakışmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiği şey(in günahı ile) gelir. Sonra da haksızlığa uğratılmaksızın kazandıkları şeyler herkese tastamam ödenecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

No prophet could (ever) be false to his trust. If any person is so false, He shall, on the Day of Judgment, restore what he misappropriated; then shall every soul receive its due,- whatever it earned,- and none shall be dealt with unjustly.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is inconceivable that a prophet would ever dishonestly take something from the battle gains. Anyone who does so will carry it with him on the Day of Resurrection, when each soul will be fully repaid for what it has done: no one will be wronged.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

It is not for any prophet to embezzle. Whoso embezzleth will bring what he embezzled with him on the Day of Resurrection. Then every soul will be paid in full what it hath earned; and they will not be wronged.

M. Pickthallpublic-domain

It is not [attributable] to any prophet that he would act unfaithfully [in regard to war booty]. And whoever betrays, [taking unlawfully], will come with what he took on the Day of Resurrection. Then will every soul be [fully] compensated for what it earned, and they will not be wronged.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما كان لنبيٍّ أن يَخُونَ أصحابه بأن يأخذ شيئًا من الغنيمة غير ما اختصه الله به، ومن يفعل ذلك منكم يأت بما أخذه حاملا له يوم القيامة؛ ليُفضَح به في الموقف المشهود، ثم تُعطى كل نفس جزاءَ ما كسبت وافيًا غير منقوص دون ظلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?