← Sure 3

3:77

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَـٰنِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَـٰٓئِكَ لَا خَلَـٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimseler (var ya)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَشْتَرُونَ
satanlar
Fiil
Kök: شري
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْتَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِعَهْدِ
verdikleri sözü
İsim
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عَهْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَأَيْمَٰنِهِمْ
ve yeminlerini
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَيْمَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثَمَنًا
paraya
İsim
Kök: ثمن
Dilbilgisi (i'rab)
ثَمَنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَلِيلًا
az bir
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
خَلَٰقَ
bir payı
İsim
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَٰقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِى
ahirette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْءَاخِرَةِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
وَلَا
onlara konuşmayacak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُكَلِّمُهُمُ
bana bir şey söylemeyin
Fiil
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُكَلِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَلَا
bakmayacak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَنظُرُ
bakan(lar)
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve onları yüceltmeyecektir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُزَكِّيهِمْ
arındırır
Fiil
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
يُزَكِّيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
عَذَابٌ
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَلِيمٌ
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir değer karşılığında satanlar (var ya), onların ahirette hiçbir payı yoktur. Allah kıyamet gününde onlara konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

As for those who sell the faith they owe to Allah and their own plighted word for a small price, they shall have no portion in the Hereafter: Nor will Allah (Deign to) speak to them or look at them on the Day of Judgment, nor will He cleans them (of sin): They shall have a grievous penalty.

A. Yusuf Alipublic-domain

but those who sell out God’s covenant and their own oaths for a small price will have no share in the life to come. God will neither speak to them nor look at them on the Day of Resurrection- He will not cleanse them [of their sins]- agonizing torment awaits them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! those who purchase a small gain at the cost of Allah's covenant and their oaths, they have no portion in the Hereafter. Allah will neither speak to them nor look upon them on the Day of Resurrection, nor will He make them grow. Theirs will be a painful doom.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, those who exchange the covenant of Allāh and their [own] oaths for a small price will have no share in the Hereafter, and Allāh will not speak to them or look at them on the Day of Resurrection, nor will He purify them; and they will have a painful punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين يستبدلون بعهد الله ووصيته التي أوصى بها في الكتب التي أنزلها على أنبيائهم، عوضًا وبدلا خسيسًا من عرض الدنيا وحطامها، أولئك لا نصيب لهم من الثواب في الآخرة، ولا يكلمهم الله بما يسرهم، ولا ينظر إليهم يوم القيامة بعين الرحمة، ولا يطهرهم من دنس الذنوب والكفر، ولهم عذاب موجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?