← Sure 30

30:55

وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ ۚ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ

Kelime kelime

وَيَوْمَ
ve gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
تَقُومُ
başladığı
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
ٱلسَّاعَةُ
sa'at
İsim
Kök: سوع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّاعَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
يُقْسِمُ
yemin ederler
Fiil
Kök: قسم
Dilbilgisi (i'rab)
يُقْسِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçlular
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُجْرِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
مَا
kalmadıklarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
لَبِثُوا۟
kaldıklarını
Fiil
Kök: لبث
Dilbilgisi (i'rab)
لَبِثُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
غَيْرَ
bir sa'atten başka
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
سَاعَةٍ
sa'atin
İsim
Kök: سوع
Dilbilgisi (i'rab)
سَاعَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُؤْفَكُونَ
(böyle) çevriliyorlardı
Fiil
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْفَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edeceklerdir. İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established, the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!

A. Yusuf Alipublic-domain

On the Day the Hour comes, the guilty will swear they lingered no more than an hour- they have always been deluded-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour - thus were they ever deceived.

M. Pickthallpublic-domain

And the Day the Hour appears the criminals will swear they had remained but an hour. Thus they were deluded.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويوم تجيء القيامة ويبعث الله الخلق من قبورهم يقسم المشركون ما مكثوا في الدنيا غير فترة قصيرة من الزمن، كذبوا في قسمهم، كما كانوا يكذبون في الدنيا، وينكرون الحق الذي جاءت به الرسل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?