← Sure 32

32:9

ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ ۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
سَوَّىٰهُ
ona biçim verdi
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
سَوَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَنَفَخَ
ve üfledi
Fiil
Kök: نفخ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَفَخَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فِيهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
kendi ruhundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رُّوحِهِۦ
Ruh
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
رُّوحِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَجَعَلَ
ve yarattı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمُ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمُİsimzamir، 2. çoğul eril
ٱلسَّمْعَ
kulak(lar)
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَٱلْأَبْصَٰرَ
ve gözler
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَبْصَٰرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ
ve gönüller
İsim
Kök: فأد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَفْـِٔدَةَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
قَلِيلًا
ne kadar az
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
مَّا
şükrediyorsunuz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Fiil
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra onu şekillendirmiş, ona rûhundan üflemiştir. Sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da azınız şükrediyor!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But He fashioned him in due proportion, and breathed into him something of His spirit. And He gave you (the faculties of) hearing and sight and feeling (and understanding): little thanks do ye give!

A. Yusuf Alipublic-domain

Then He moulded him; He breathed from His Spirit into him; He gave you hearing, sight, and minds. How seldom you are grateful!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then He fashioned him and breathed into him of His Spirit; and appointed for you hearing and sight and hearts. Small thanks give ye!

M. Pickthallpublic-domain

Then He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts [i.e., intellect]; little are you grateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم أتم خلق الإنسان وأبدعه، وأحسن خلقته، ونفخ فيه مِن روحه بإرسال الملك له؛ لينفخ فيه الروح، وجعل لكم -أيها الناس- نعمة السمع والأبصار يُميَّز بها بين الأصوات والألوان والذوات والأشخاص، ونعمة العقل يُميَّز بها بين الخير والشر والنافع والضار. قليلا ما تشكرون ربكم على ما أنعم به عليكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular