Soru: "İnsan her şeyi kendine hak görüyor. Halbuki insanın yaratılışı Yüce Allah'ın lütfen ve keremen yaptığı bir şeydir. Evladı, babasının aklında dahi yokken insan sadece var oldu diye nasıl bu kadar hak iddia eder?"
Bu soru, Kuran'ın insana en temel hatırlatmalarından birine dokunur: Sen yoktun. Varlığın bir hak değil, bir lütuftur. Kuran, bu gerçeği hem yaratılış anlatısıyla hem de doğrudan uyarılarla işler.
1. "Hatırlanmaya değer bir şey değildin"
Kuran'ın belki de en sarsıcı insan tarifi İnsan (Dehr) suresinin ilk ayetidir:
"Henüz anılan bir şey değilken, şüphesiz ki insanın üzerinden çok uzun zamandan belli bir süre geçti (değil) mi!" (76:1)
(gözlem) "Lem yekun şey'en mezkûrâ" — "anılmaya değer bir şey bile değildi." Bu ayet, insana varlığının başlangıcını hatırlatır: Uzun zaman boyunca sen yoktun. Adın yoktu. Varlığın yoktu. Babanın aklında, hiç kimsenin zihninde değildin. Şimdi ise varsın — ama bu senin hakkın olduğu için değil.
"Şüphesiz ki biz insanı katışık (döllenmiş) bir nutfeden (zigottan) yarattık. Onu imtihan edeceğiz; (bu yüzden) onu duyan ve gören kıldık. Şüphesiz ki biz ona yol gösterdik. Ya şükredici (olur) ya da nankör." (76:2–3)
(yorum) Bu üç ayet bir pakettir: Yoktun → yaratıldın → imtihandasın → yol gösterildi → iki seçeneğin var: şükür ya da nankörlük. "Hak iddia etmek" bu ikinci yola düşer.
2. Neyden yaratıldığını unutma
Kuran, insanın kökenini hatırlatmaktan hiç vazgeçmez:
"Yemin olsun ki biz insanı çamurdan (süzülen) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir yerde nutfe (zigot) hâline getirdik. Sonra o nutfeyi 'alaka (embriyo) yaptık. Sonra o 'alakayı bir mudğa (et parçacığı) hâline soktuk; o et parçacığını kemiğe çevirdik; o kemiği de etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla oluşturduk." (23:12–14)
"O ki yarattığı her şeyi güzel yapmış ve insanı yaratmaya çamurdan başlamıştır. Sonra onun neslini dayanıksız bir suyun özünden yaratmıştır." (32:7–8)
"Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?" (77:20)
(gözlem) Kuran insana kökenini üç kelimeyle özetler: türab (toprak), nutfe (bir damla su), mâin mehîn (dayanıksız/değersiz su). Şimdi bu kökenden gelen insanın "ben buyum, hakkımdır" demesi — Kuran'ın deyimiyle — "apaçık bir tartışmacı" olmasıdır.
3. Kendi yaratılışını unutan insan
Kuran'da iki ayet neredeyse kelimesi kelimesine aynıdır ve insanın bu çelişkisini anlatır:
"O (inkârcı) insan, kendisini nutfeden (zigottan) yarattığımızı görmedi mi? Bir de bakarsın ki o apaçık bir tartışmacı olmuş." (36:77)
"O, insanı nutfeden (zigottan) yaratmıştır. Bir de bakarsın ki o apaçık bir tartışmacı olmuş." (16:4)
(yorum) İki ayetin yapısı aynıdır: Bir damla sudan yaratıldın → şimdi kalkmış tartışıyor, hak iddia ediyor, "ben" diyorsun. Kendi başlangıcını unutup büyüklenmek — Kuran'ın en çok eleştirdiği insan tavrı budur.
"Kahrolası o insan ne kadar da nankördür! (Allah) onu hangi şeyden yarattı (bir düşünse ya)? Bir nutfeden (zigottan) yaratıp ona şekil verir." (80:17–19)
"İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor! (İnsan) akıtılan meninin bir kısmından (oluşan) bir nutfe (zigot) değil miydi!" (75:36–37)
4. Siz muhtaçsınız, O zengindir
İnsanın "hak iddia etmesi"nin kökünde, kendi kendine yettiği yanılgısı yatar:
"Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Gerçek zengin ve övülmeye layık olan Allah'tır." (35:15)
(gözlem) "El-fukarâ" — siz fakirlersiniz, muhtaçsınız. "El-Ğanî" — gerçek zenginlik, hiçbir şeye ihtiyacı olmamak, yalnızca O'na aittir. Bu ayet, insanın "ben kazandım, ben yaptım, benim hakkım" söyleminin temelini boşa çıkarır: Sen zaten muhtaçsın; sahip olduğun her şey verilmiştir.
"Siz ölü (cansız) iken size hayat veren Allah'ı nasıl oluyor da inkâr ediyorsunuz! Sonra sizi öldürecek, sonra sizi (tekrar) diriltecek ve sonunda yalnızca O'na döndürüleceksiniz." (2:28)
(yorum) 2:28 üç aşamayı sıralar: Ölüydün → diriltildin → öleceksin → tekrar diriltileceksin. Bu döngünün hiçbir aşamasında "senin kararın" yoktur. Varlığın sana ait değildir.
5. Sana verilenleri düşün
Kuran, insanın "hak" sandığı şeylerin aslında verilmiş olduğunu hatırlatır:
"De ki: 'Sizi yaratan, sizin için işitme (duyusu), gözler ve kalpler var eden O'dur.' Ne kadar da azınız şükrediyor!" (67:23)
"O, size istediğiniz her şeyden bir kısmını vermiştir. Allah'ın nimet(ler)ini sayacak olsanız onları sayamazsınız. Şüphesiz ki insan elbette çok zalimdir, çok nankördür!" (14:34)
"İnsanı (O) yarattı. Açıklamayı ona (O) öğretti." (55:3–4)
(gözlem) Gözlerin, kulakların, kalbin, konuşma yeteneğin — bunların hiçbirini sen yapmadın. "Benim gözüm, benim aklım" derken bile "benim" dediğin şeyin sahibi değilsin; emanetçisisin.
6. Seni aldatan nedir?
Kuran'ın en doğrudan sorusu İnfitâr suresindedir:
"Ey insan! Cömert Rabbine karşı seni aldatan nedir? O ki seni yarattı, seni şekillendirdi, (böylece) seni dengeli kıldı. Dilediği şekilde seni(n organlarını) birleştirdi (oluşturdu)." (82:6–8)
(yorum) Sorunun kendisi cevaptır: Seni aldatan şey, O'nun keremidir (cömertliğidir). Allah sana o kadar çok vermiştir ki sen verdiklerini "kendinin" sanmaya başlamışsındır. "Ben" demenin sebebi bile O'nun ikramıdır.
"Şüphesiz ki böylesi insan, Rabbine karşı çok nankördür." (100:6)
"Şüphesiz insanı en güzel biçimde yarattık." (95:4)
(gözlem) Kuran'ın insana bakışı nettir: İnsan, yaratılışın zirvesidir — ama bu zirve onun eseri değil, Allah'ın sanatıdır. Sanat eseri olmak, sanatçıya karşı "ben kendi kendimin eseriyim" deme hakkı vermez.
Dürüst sınır
- Metinde kesin olan: Kuran, insanın yokluktan (76:1), değersiz bir sudan (77:20), topraktan (23:12) yaratıldığını açıkça söyler. İnsanın "apaçık tartışmacı" (16:4, 36:77), "nankör" (80:17, 100:6, 14:34) ve "muhtaç" (35:15) olduğu doğrudan ifade edilir. "Ey insan! Seni aldatan nedir?" (82:6) sorusu, ilâhî hitabın en kişisel anlarından biridir.
- Yorumda olan: "İnsan ne kadar hak iddia edebilir?" sorusunun cevabı bir ahlâk ve teoloji yorumudur. Kuran insana emek, akıl ve irade vermiştir; insanın çalışıp kazanmasını över (53:39). Mesele "hiçbir şeye hakkın yok" değil, "sahip olduğun her şeyin asıl sahibini unutma"dır.
- Karıştırılmamalı: Bu yazı "insanın hiçbir hakkı yoktur" iddiasında değildir. Kuran'da adalet, mülkiyet, miras ve insan haklarına dair pek çok hüküm vardır. Buradaki vurgu, varlığın kendisinin bir hak değil lütuf olduğudur. "Ben varım, öyleyse hakkım" çıkarımı, Kuran'ın insana hatırlattığı "sen yoktun" gerçeğiyle çelişir.
Sonuç: İnsanın en büyük yanılgısı, varlığını "doğal" ve "kendiliğinden" sanmasıdır. Kuran bu yanılgıyı tek bir soruyla yıkar: "Sen yoktun; şimdi nasıl oluyor da her şeyi kendine hak görüyorsun?" Cevap, 82:6'daki soruda gizlidir: Seni aldatan, O'nun keremidir — sana o kadar çok vermiştir ki, verdiklerini kendinin sanmaya başlamışsındır.
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrımıyla, abartısız ve saygılı sunulur.