← Sure 33

33:23

مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا۟ مَا عَـٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ ۖ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُۥ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ ۖ وَمَا بَدَّلُوا۟ تَبْدِيلًا

Kelime kelime

مِّنَ
mü'minlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
رِجَالٌ
erkekler
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رِجَالٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
صَدَقُوا۟
durdular
Fiil
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَدَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
verdikleri sözde
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
عَٰهَدُوا۟
andlaşma yaptıkları
Fiil
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰهَدُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَمِنْهُم
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّن
kimi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنİsimism-i mevsûl
قَضَىٰ
yerine getirdi
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَضَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَحْبَهُۥ
adağını
İsim
Kök: نحب
Dilbilgisi (i'rab)
نَحْبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمِنْهُم
ve onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّن
kimi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنİsimism-i mevsûl
يَنتَظِرُ
(şehidlik) beklemektedir
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنتَظِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَا
ve asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
بَدَّلُوا۟
(sözlerini) değiştirmemişlerdir
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
بَدَّلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تَبْدِيلًا
değişiklikle
İsim
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْدِيلًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Müminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Müminlerden, Allah’a verdikleri sözde duran nice adamlar (yiğitler) vardır. Onlardan kimi, adağını (Allah’a sözünü) yerine getirmiştir; kimi de (yerine getirmeyi) beklemektedir. Onlar (sözlerini) asla değiştirmemişlerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Among the Believers are men who have been true to their covenant with Allah: of them some have completed their vow (to the extreme), and some (still) wait: but they have never changed (their determination) in the least:

A. Yusuf Alipublic-domain

There are men among the believers who honoured their pledge to God: some of them have fulfilled it by death, and some are still waiting. They have not changed in the least.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Of the believers are men who are true to that which they covenanted with Allah. Some of them have paid their vow by death (in battle), and some of them still are waiting; and they have not altered in the least;

M. Pickthallpublic-domain

Among the believers are men true to what they promised Allāh. Among them is he who has fulfilled his vow [to the death], and among them is he who awaits [his chance]. And they did not alter [the terms of their commitment] by any alteration -

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

من المؤمنين رجال أوفوا بعهودهم مع الله تعالى، وصبروا على البأساء والضراء وحين البأس: فمنهم من وَفَّى بنذره، فاستشهد في سبيل الله، أو مات على الصدق والوفاء، ومنهم مَن ينتظر إحدى الحسنيين: النصر أو الشهادة، وما غيَّروا عهد الله، ولا نقضوه ولا بدَّلوه، كما غيَّر المنافقون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?