← Sure 34

34:9

أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

Kelime kelime

أَفَلَمْ
görmüyorlar mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَرَوْا۟
görseler
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
يَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰ
bulunanı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
بَيْنَ
arasında (önlerinde)
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
أَيْدِيهِمْ
elleri (önlerinde)
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve bulunanı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
خَلْفَهُم
arkalarında
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْفَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yerden
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
نَّشَأْ
dilesek
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّشَأْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَخْسِفْ
batırırız
Fiil
Kök: خسف
Dilbilgisi (i'rab)
نَخْسِفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِهِمُ
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْأَرْضَ
yere
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نُسْقِطْ
düşürürüz
Fiil
Kök: سقط
Dilbilgisi (i'rab)
نُسْقِطْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كِسَفًا
parçalar
İsim
Kök: كسف
Dilbilgisi (i'rab)
كِسَفًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
فِى
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bunda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَءَايَةً
bir ibret
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ءَايَةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّكُلِّ
hepsi için
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
عَبْدٍ
kul(ların)
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عَبْدٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّنِيبٍ
yönelen
İsim
Kök: نوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُّنِيبٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah'a yönelen her kul için dersler vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ya gökten ve yerden önlerindekine ve arkalarındakine bir bakmazlar mı? Dilesek kendilerini yere geçiriveririz. Yahut gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz. Şüphesiz bunda Allah'a yönelen (hakka gönül veren) her kul için bir ibret vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar gökten ve yerden, önlerinde ve arkalarında (olup bitenlere) hiç bakmıyorlar mı? Dilesek onları yere batırır veya üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz ki bunda (Rabbine) yönelen her kul için bir ders vardır. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

See they not what is before them and behind them, of the sky and the earth? If We wished, We could cause the earth to swallow them up, or cause a piece of the sky to fall upon them. Verily in this is a Sign for every devotee that turns to Allah (in repentance).

A. Yusuf Alipublic-domain

Do they not think about what is in front of them and behind them in the heavens and earth? If We wished, We could make the earth swallow them, or make fragments from the heavens fall down upon them. There truly is a sign in this for every servant who turns back to God in repentance.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Have they not observed what is before them and what is behind them of the sky and the earth? If We will, We can make the earth swallow them, or cause obliteration from the sky to fall on them. Lo! herein surely is a portent for every slave who turneth (to Allah) repentant.

M. Pickthallpublic-domain

Then, do they not look at what is before them and what is behind them of the heaven and earth? If We should will, We could cause the earth to swallow them or [could] let fall upon them fragments from the sky. Indeed in that is a sign for every servant turning back [to Allāh].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أفلم ير هؤلاء الكفار الذين لا يؤمنون بالآخرة عظيم قدرة الله فيما بين أيديهم وما خلفهم من السماء والأرض مما يبهر العقول، وأنهما قد أحاطتا بهم؟ إن نشأ نخسف بهم الأرض، كما فعلنا بقارون، أو ننزل عليهم قطعًا من العذاب، كما فعلنا بقوم شعيب، فقد أمطرت السماء عليهم نارًا فأحرقتهم. إن في ذلك الذي ذكرنا من قدرتنا لَدلالة ظاهرة لكل عبد راجع إلى ربه بالتوبة، ومقر له بتوحيده، ومخلص له في العبادة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?