← Sure 35

35:12

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ ۖ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا ۖ وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Kelime kelime

وَمَا
ve olmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَسْتَوِى
eşit
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَوِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْبَحْرَانِ
iki deniz
İsim
Kök: بحر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَحْرَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
هَٰذَا
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
عَذْبٌ
tatlıdır
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذْبٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فُرَاتٌ
susuzluğu keser
İsim
Kök: فرت
Dilbilgisi (i'rab)
فُرَاتٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
سَآئِغٌ
(boğazdan) kayar
İsim
Kök: سوغ
Dilbilgisi (i'rab)
سَآئِغٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
شَرَابُهُۥ
içimi
İsim
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
شَرَابُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَهَٰذَا
şu da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
مِلْحٌ
tuzludur
İsim
Kök: ملح
Dilbilgisi (i'rab)
مِلْحٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أُجَاجٌ
acıdır
İsim
Kök: أجج
Dilbilgisi (i'rab)
أُجَاجٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَمِن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلٍّ
hepsinden
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَأْكُلُونَ
yersiniz
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَحْمًا
et
İsim
Kök: لحم
Dilbilgisi (i'rab)
لَحْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
طَرِيًّا
taze
İsim
Kök: طرو
Dilbilgisi (i'rab)
طَرِيًّاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَتَسْتَخْرِجُونَ
ve çıkarırsınız
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَسْتَخْرِجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
حِلْيَةً
süs
İsim
Kök: حلي
Dilbilgisi (i'rab)
حِلْيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
تَلْبَسُونَهَا
takındığınız
Fiil
Kök: لبس
Dilbilgisi (i'rab)
تَلْبَسُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَتَرَى
ve görürsün
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَرَىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلْفُلْكَ
gemilerin
İsim
Kök: فلك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فُلْكَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فِيهِ
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَوَاخِرَ
(denizi) yarıp gittiğini
İsim
Kök: مخر
Dilbilgisi (i'rab)
مَوَاخِرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
لِتَبْتَغُوا۟
payınızı aramanız için
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَبْتَغُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِن
lutfundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فَضْلِهِۦ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Fiil
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İki deniz birbirine eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu keser, içmesi kolaydır; diğeri ise tuzludur, acıdır. (Buna rağmen) hepsinden de taze et (balık) yiyorsunuz ve giyeceğiniz (takınacağınız) süs (eşyası) çıkartıyorsunuz. (Allah’ın) nimetlerinden arayıp da şükretmeniz için gemilerin denizi yarıp gittiğini görürsün.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nor are the two bodies of flowing water alike,- the one palatable, sweet, and pleasant to drink, and the other, salt and bitter. Yet from each (kind of water) do ye eat flesh fresh and tender, and ye extract ornaments to wear; and thou seest the ships therein that plough the waves, that ye may seek (thus) of the Bounty of Allah that ye may be grateful.

A. Yusuf Alipublic-domain

The two bodies of water are not alike- one is palatable, sweet, and pleasant to drink, the other salty and bitter- yet from each you eat fresh fish and extract ornaments to wear, and in each you see the ships ploughing their course so that you may seek God’s bounty and be grateful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the two seas are not alike: this, fresh, sweet, good to drink, this (other) bitter, salt. And from them both ye eat fresh meat and derive the ornament that ye wear. And thou seest the ship cleaving them with its prow that ye may seek of His bounty, and that haply ye may give thanks.

M. Pickthallpublic-domain

And not alike are the two seas [i.e., bodies of water]. One is fresh and sweet, palatable for drinking, and one is salty and bitter. And from each you eat tender meat and extract ornaments which you wear, and you see the ships plowing through [them] that you might seek of His bounty; and perhaps you will be grateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما يستوي البحران: هذا عذب شديد العذوبة، سَهْلٌ مروره في الحلق يزيل العطش، وهذا ملح شديد الملوحة، ومن كل من البحرين تأكلون سمكًا طريًّا شهيَّ الطَّعم، وتستخرجون زينة هي اللؤلؤ والمَرْجان تَلْبَسونها، وترى السفن فيه شاقات المياه؛ لتبتغوا من فضله من التجارة وغيرها. وفي هذا دلالة على قدرة الله ووحدانيته؛ ولعلكم تشكرون لله على هذه النعم التي أنعم بها عليكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular