← Sure 35

35:18

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۚ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ ۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

Kelime kelime

وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَزِرُ
çekmez
Fiil
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
تَزِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
وَازِرَةٌ
hiçbir günahkar
İsim
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
وَازِرَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وِزْرَ
günahını
İsim
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
وِزْرَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أُخْرَىٰ
başkasının
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أُخْرَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَدْعُ
(başkalarını) çağırsa
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
مُثْقَلَةٌ
yükü ağır gelen kimse
İsim
Kök: ثقل
Dilbilgisi (i'rab)
مُثْقَلَةٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِلَىٰ
onu taşımak için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
حِمْلِهَا
bir yüktür
İsim
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حِمْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَا
taşınmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُحْمَلْ
yüklendiğini
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
يُحْمَلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مِنْهُ
ondan (yükünden)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
شَىْءٌ
hiçbir şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَوْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
كَانَ
(dahi) olsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ذَا
akrabası
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
قُرْبَىٰٓ
akrabası
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قُرْبَىٰٓİsimdişil، merfû (nominatif)
إِنَّمَا
sen ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
تُنذِرُ
uyarırsın
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
تُنذِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلَّذِينَ
korkanları
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَخْشَوْنَ
korkanların
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْشَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّهُم
Rablerinden
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْغَيْبِ
görmeden
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَأَقَامُوا۟
ve kılanları
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقَامُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
تَزَكَّىٰ
ma'nen arınıp yücelirse
Fiil
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
تَزَكَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَتَزَكَّىٰ
arınmış olur
Fiil
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَزَكَّىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لِنَفْسِهِۦ
kendi yararına
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِلَى
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'adır
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱلْمَصِيرُ
dönüş
İsim
Kök: صير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَصِيرُİsimmerfû (nominatif)

Meal

TR

Günahkar kimse diğerinin günahını çekmez. Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz. Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah'adır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, namazı dürüst kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. (Günah) yükü ağır olan kişi, yükünü taşımaya -yakını bile olsa- (başkasını) yardıma çağırsa, yükünden hiçbir zerresi taşınamaz. Sen sadece yalnızken Rablerine saygı duyanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Arın(maya çalış)an kişi, sadece kendisi için arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah’adır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nor can a bearer of burdens bear another's burdens if one heavily laden should call another to (bear) his load. Not the least portion of it can be carried (by the other). Even though he be nearly related. Thou canst but admonish such as fear their Lord unseen and establish regular Prayer. And whoever purifies himself does so for the benefit of his own soul; and the destination (of all) is to Allah.

A. Yusuf Alipublic-domain

No burdened soul will bear the burden of another: even if a heavily laden soul should cry for help, none of its load will be carried, not even by a close relative. But you [Prophet] can only warn those who fear their Lord, though they cannot see Him, and keep up the prayer- whoever purifies himself does so for his own benefit–– everything returns to God.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And no burdened soul can bear another's burden, and if one heavy laden crieth for (help with) his load, naught of it will be lifted even though he (unto whom he crieth) be of kin. Thou warnest only those who fear their Lord in secret, and have established worship. He who groweth (in goodness), groweth only for himself, (he cannot by his merit redeem others). Unto Allah is the journeying.

M. Pickthallpublic-domain

And no bearer of burdens will bear the burden of another. And if a heavily laden soul calls [another] to [carry some of] its load, nothing of it will be carried, even if he should be a close relative. You can only warn those who fear their Lord unseen and have established prayer. And whoever purifies himself only purifies himself for [the benefit of] his soul. And to Allāh is the [final] destination.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تحمل نفس مذنبة ذنب نفس أخرى، وإن تَسْأل نفسٌ مثقَلَة بالخطايا مَن يحمل عنها من ذنوبها لم تجد من يَحمل عنها شيئًا، ولو كان الذي سألتْه ذا قرابة منها من أب أو أخ ونحوهما. إنما تحذِّر -أيها الرسول- الذين يخافون عذاب ربهم بالغيب، وأدَّوا الصلاة حق أدائها. ومن تطهر من الشرك وغيره من المعاصي فإنما يتطهر لنفسه. وإلى الله سبحانه مآل الخلائق ومصيرهم، فيجازي كلا بما يستحق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?