← Sure 4

4:108

يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ ٱلْقَوْلِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا

Kelime kelime

يَسْتَخْفُونَ
gizleniyorlar
Fiil
Kök: خفي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَخْفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنَ
insanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّاسِ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَلَا
gizlenmiyorlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَخْفُونَ
gizleniyorlar
Fiil
Kök: خفي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَخْفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنَ
Allah'tan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَهُوَ
oysa O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
مَعَهُمْ
onlarla beraberdir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
يُبَيِّتُونَ
geceleyin söyledikleri
Fiil
Kök: بيت
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَيِّتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
لَا
(O'nun) istemediği
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْضَىٰ
razı olacaktır
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْضَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنَ
sözü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَوْلِ
sözler
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
وَكَانَ
Allah
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِمَا
herşeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَعْمَلُونَ
onların yaptıkları
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُحِيطًا
kuşatmıştır
İsim
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
مُحِيطًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah'ın razı olmadığı sözü gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'dan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini bilmektedir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah'tan gizlemezler. Oysa O, geceleyin istemediği şeyi kurarlarken onların yanı başlarındadır. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İnsanlardan gizlerler de Allah’tan gizleyemezler. (Oysa) geceleyin, O’nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken, O onlarla beraberdir. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They may hide (Their crimes) from men, but they cannot hide (Them) from Allah, seeing that He is in their midst when they plot by night, in words that He cannot approve: And Allah Doth compass round all that they do.

A. Yusuf Alipublic-domain

They try to hide themselves from people, but they cannot hide from God. He is with them when they plot at night, saying things that do not please Him: He is fully aware of everything they do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They seek to hide from men and seek not to hide from Allah. He is with them when by night they hold discourse displeasing unto Him. Allah ever surroundeth what they do.

M. Pickthallpublic-domain

They conceal [their evil intentions and deeds] from the people, but they cannot conceal [them] from Allāh, and He is with them [in His knowledge] when they spend the night in such as He does not accept of speech. And ever is Allāh, of what they do, encompassing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يستترون من الناس خوفًا من اطلاعهم على أعمالهم السيئة، ولا يستترون من الله تعالى ولا يستحيون منه، وهو عزَّ شأنه معهم بعلمه، مطلع عليهم حين يدبِّرون -ليلا- ما لا يرضى من القول، وكان الله -تعالى- محيطًا بجميع أقوالهم وأفعالهم، لا يخفى عليه منها شيء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular