← Sure 4

4:141

ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَـٰفِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَـٰفِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَتَرَبَّصُونَ
gözetleyip dururlar
Fiil
Kök: ربص
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَرَبَّصُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِكُمْ
sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
(nasib)olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
فَتْحٌ
bir fetih
İsim
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
فَتْحٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنَ
Allah'tan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
قَالُوٓا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَلَمْ
değil miydik?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
نَكُن
biz de
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
نَكُنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مَّعَكُمْ
sizinle beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِلْكَٰفِرِينَ
kafirlerin
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
نَصِيبٌ
(savaşta) bir payı
İsim
Kök: نصب
Dilbilgisi (i'rab)
نَصِيبٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
قَالُوٓا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَلَمْ
biz üstünlük sağlamadık mı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
نَسْتَحْوِذْ
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوذ
Dilbilgisi (i'rab)
نَسْتَحْوِذْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَنَمْنَعْكُم
ve sizi korumadık mı?
Fiil
Kök: منع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَمْنَعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنَ
mü'minlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
فَٱللَّهُ
artık Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَحْكُمُ
hükmedecek
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْكُمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَكُمْ
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَوْمَ
gününde
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَلَن
ve asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
يَجْعَلَ
vermeyecektir
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَجْعَلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِلْكَٰفِرِينَ
kafirlere
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
سَبِيلًا
bir yol
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Münafıklar) sizi gözetleyip dururlar. Size Allah’tan bir zafer (nasip) olursa, “Sizinle birlikte değil miydik?” derler. Kâfirlerin (zaferde) bir payları olursa (bu sefer de onlara), “Sizi yenip (öldürebileceğimiz hâlde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(These are) the ones who wait and watch about you: if ye do gain a victory from Allah, they say: "Were we not with you?"- but if the unbelievers gain a success, they say (to them): "Did we not gain an advantage over you, and did we not guard you from the believers?" but Allah will judge betwixt you on the Day of Judgment. And never will Allah grant to the unbelievers a way (to triumphs) over the believers.

A. Yusuf Alipublic-domain

The [hypocrites] wait to see what happens to you and, if God brings you success, they say, ‘Were we not on your side?’ but if the disbelievers have some success, they say to them, ‘Did we not have the upper hand over you, and [yet] protect you from the believers?’ God will judge between you all on the Day of Resurrection, and He will give the disbelievers no means of overcoming the believers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who wait upon occasion in regard to you and, if a victory cometh unto you from Allah, say: Are we not with you? and if the disbelievers meet with a success say: Had we not the mastery of you, and did we not protect you from the believers? - Allah will judge between you at the Day of Resurrection, and Allah will not give the disbelievers any way (of success) against the believers.

M. Pickthallpublic-domain

Those who wait [and watch] you. Then if you gain a victory from Allāh, they say, "Were we not with you?" But if the disbelievers have a success, they say [to them], "Did we not gain the advantage over you, but we protected you from the believers?" Allāh will judge between [all of] you on the Day of Resurrection, and never will Allāh give the disbelievers over the believers a way [to overcome them].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

المنافقون هم الذين ينتظرون ما يحلُّ بكم -أيها المؤمنون- من الفتن والحرب، فإن منَّ الله عليكم بفضله، ونصركم على عدوكم وغنمتم، قالوا لكم: ألم نكن معكم نؤازركم؟ وإن كان للجاحدين لهذا الدين قَدْرٌ من النصر والغنيمة، قالوا لهم: ألم نساعدكم بما قدَّمناه لكم ونَحْمِكُم من المؤمنين؟ فالله تعالى يقضي بينكم وبينهم يوم القيامة، ولن يجعل الله للكافرين طريقًا للغلبة على عباده الصالحين، فالعاقبة للمتقين في الدنيا والآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?