← Sure 40

40:25

فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ ٱقْتُلُوٓا۟ أَبْنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ وَٱسْتَحْيُوا۟ نِسَآءَهُمْ ۚ وَمَا كَيْدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ

Kelime kelime

فَلَمَّا
(Musa) ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُم
onlara gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْحَقِّ
hakk ile
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنْ
katımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِندِنَا
yanında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱقْتُلُوٓا۟
öldürün
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱقْتُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَبْنَآءَ
oğullarını
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْنَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(ların)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَعَهُۥ
onunla beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱسْتَحْيُوا۟
ve sağ bırakın
Fiil
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَحْيُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِسَآءَهُمْ
kadınlarını
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
نِسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَيْدُ
tuzağı
İsim
Kök: كيد
Dilbilgisi (i'rab)
كَيْدُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْكَٰفِرِينَ
kafirlerin
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
فِى
boşa çıkandan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ضَلَٰلٍ
bir sapıklık
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَٰلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte o (Musa), tarafımızdan kendilerine gerçeği getirince “Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın!” demişlerdi. (Ama) kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Now, when he came to them in Truth, from Us, they said, "Slay the sons of those who believe with him, and keep alive their females," but the plots of Unbelievers (end) in nothing but errors (and delusions)!...

A. Yusuf Alipublic-domain

When he brought the truth to them from Us, they said, ‘Kill the sons of those who believe with him; spare only their women’- the scheming of those who reject the truth can only go wrong-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when he brought them the Truth from Our presence, they said: Slay the sons of those who believe with him, and spare their women. But the plot of disbelievers is in naught but error.

M. Pickthallpublic-domain

And when he brought them the truth from Us, they said, "Kill the sons of those who have believed with him and keep their women alive." But the plan of the disbelievers is not except in error.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جاء موسى فرعون وهامان وقارون بالمعجزات الظاهرة مِن عندنا، لم يكتفوا بمعارضتها وإنكارها، بل قالوا: اقتلوا أبناء الذين آمنوا معه، واستبقوا نساءهم للخدمة والاسترقاق. وما تدبير أهل الكفر إلا في ذَهاب وهلاك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?