← Sure 41

41:11

ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
ٱسْتَوَىٰٓ
yöneldi
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَوَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِلَى
göğe
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَهِىَ
ve o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
دُخَانٌ
duman halinde olan
İsim
Kök: دخن
Dilbilgisi (i'rab)
دُخَانٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَقَالَ
sonra dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلِلْأَرْضِ
ve arza
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱئْتِيَا
gelin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتِيَFiilemir، 2. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 2. ikil
طَوْعًا
isteyerek
İsim
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
طَوْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
كَرْهًا
istemeyerek
İsim
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
كَرْهًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالَتَآ
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil dişil
تَآİsimzamir، son ek، 3. ikil dişil
أَتَيْنَا
geldik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
طَآئِعِينَ
isteyerek
İsim
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
طَآئِعِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra duman (gaz) hâlinde olan göğe yönelmişti. Ona (göğe) ve yere “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” deyince onlar da “İsteyerek geldik!” cevabını vermişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Moreover He comprehended in His design the sky, and it had been (as) smoke: He said to it and to the earth: "Come ye together, willingly or unwillingly." They said: "We do come (together), in willing obedience."

A. Yusuf Alipublic-domain

Then He turned to the sky, which was smoke––He said to it and the earth, ‘Come into being, willingly or not,’ and they said, ‘We come willingly’––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then turned He to the heaven when it was smoke, and said unto it and unto the earth: Come both of you, willingly or loth. They said: We come, obedient.

M. Pickthallpublic-domain

Then He directed Himself to the heaven while it was smoke and said to it and to the earth, "Come [into being], willingly or by compulsion." They said, "We have come willingly."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم استوى سبحانه وتعالى، أي قصد إلى السماء وكانت دخانًا من قبلُ، فقال للسماء وللأرض: انقادا لأمري مختارتين أو مجبرتين. قالتا: أتينا مذعنين لك، ليس لنا إرادة تخالف إرادتك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?