← Sure 41

41:14

إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَـٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ

Kelime kelime

إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
جَآءَتْهُمُ
onlara gelmişti
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلرُّسُلُ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
مِنۢ
önlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَيْنِ
arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنِİsimmecrûr (genitif)
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمِنْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَلْفِهِمْ
arkalarından
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَلَّا
sakın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
تَعْبُدُوٓا۟
kulluk etmeyin
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْبُدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَوْ
şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdatşart
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبُّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَأَنزَلَ
elbette indirirdi
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
أَنزَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَلَٰٓئِكَةً
melekler
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَٰٓئِكَةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِنَّا
elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِمَآ
şeyi (mesajı)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُرْسِلْتُم
gönderildiğiniz
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أُرْسِلْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
كَٰفِرُونَ
tanımıyoruz
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَٰفِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmişti: "Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman: "Eğer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani elçiler onlara önlerinden ve arkalarından gelerek “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin!” dedikleri zaman, (onlar) “Rabbimiz (peygamber göndermek) isteseydi elbette melekleri gönderirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold, the messengers came to them, from before them and behind them, (preaching): "Serve none but Allah." They said, "If our Lord had so pleased, He would certainly have sent down angels (to preach). Now we reject your mission (altogether)."

A. Yusuf Alipublic-domain

when their messengers came to them, from all angles, saying, “Serve no one but God,” they said, “If our Lord had wished, He would have sent down angels. We do not believe in the message with which you have been sent.”

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When their messengers came unto them from before them and behind them, saying: Worship none but Allah! they said: If our Lord had willed, He surely would have sent down angels (unto us), so lo! we are disbelievers in that wherewith ye have been sent.

M. Pickthallpublic-domain

[That occurred] when the messengers had come to them before them and after them, [saying], "Worship not except Allāh." They said, "If our Lord had willed, He would have sent down the angels, so indeed we, in that with which you have been sent, are disbelievers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حين جاءت الرسل عادًا وثمود، يتبع بعضهم بعضًا متوالين، يأمرونهم بعبادة الله وحده لا شريك له، قالوا لرسلهم: لو شاء ربنا أن نوحده ولا نعبد من دونه شيئًا غيره، لأنزل إلينا ملائكة من السماء رسلا بما تدعوننا إليه، ولم يرسلكم وأنتم بشر مثلنا، فإنا بما أرسلكم الله به إلينا من الإيمان بالله وحده جاحدون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?