← Sure 41

41:5

وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَـٰمِلُونَ

Kelime kelime

وَقَالُوا۟
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلُوبُنَا
kalblerimiz
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِىٓ
içinde var
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَكِنَّةٍ
kılıflar
İsim
Kök: كنن
Dilbilgisi (i'rab)
أَكِنَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّمَّا
şeye karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَدْعُونَآ
bizi çağırdığın
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْعُوFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَيْهِ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَفِىٓ
ve var
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
ءَاذَانِنَا
kulaklarımızda
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاذَانِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَقْرٌ
bir ağırlık
İsim
Kök: وقر
Dilbilgisi (i'rab)
وَقْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَمِنۢ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَيْنِنَا
bizim aramızda var
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنِİsimmecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَبَيْنِكَ
ve senin aranda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيْنِİsimmecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
حِجَابٌ
bir perde
İsim
Kök: حجب
Dilbilgisi (i'rab)
حِجَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَٱعْمَلْ
sen (istediğini) yap
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱعْمَلْFiilemir، 2. tekil eril
إِنَّنَا
elbette biz de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَٰمِلُونَ
yapıyoruz
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰمِلُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır. Sen istediğini yap, çünkü biz yapıyoruz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(İnkârcılar) şöyle demişlerdi: “Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir (s)ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. (Sen istediğini) yap; biz de yapanlarız!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They say: "Our hearts are under veils, (concealed) from that to which thou dost invite us, and in our ears in a deafness, and between us and thee is a screen: so do thou (what thou wilt); for us, we shall do (what we will!)"

A. Yusuf Alipublic-domain

They say, ‘Our hearts are encased against [the faith] you call us to; our ears are heavy; there is a barrier between us and you. So you do whatever you want, and so shall we.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they say: Our hearts are protected from that unto which thou (O Muhammad) callest us, and in our ears there is a deafness, and between us and thee there is a veil. Act, then. Lo! we also shall be acting.

M. Pickthallpublic-domain

And they say, "Our hearts are within coverings [i.e., screened] from that to which you invite us, and in our ears is deafness, and between us and you is a partition, so work; indeed, we are working."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال هؤلاء المعرضون الكافرون للنبي محمد صلى الله عليه وسلم: قلوبنا في أغطية مانعة لنا من فهم ما تدعونا إليه، وفي آذاننا صمم فلا نسمع، ومن بيننا وبينك- يا محمد- ساتر يحجبنا عن إجابة دعوتك، فاعمل على وَفْق دينك، كما أننا عاملون على وَفْق ديننا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?