← Sure 45

45:17

وَءَاتَيْنَـٰهُم بَيِّنَـٰتٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ ۖ فَمَا ٱخْتَلَفُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Kelime kelime

وَءَاتَيْنَٰهُم
ve onlara verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَيِّنَٰتٍ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيِّنَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَ
bu işde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَمْرِ
buyruk
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَمَا
onlar ayrılığa düşmediler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ٱخْتَلَفُوٓا۟
ayrılığa düştükleri
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱخْتَلَفُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
sadece (yüzünden)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
مَا
kendilerine geldikten
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
جَآءَهُمُ
onlara gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعِلْمُ
bilgi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِلْمُİsimeril، merfû (nominatif)
بَغْيًۢا
çekememezlik
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْيًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَيْنَهُمْ
aralarındaki
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
يَقْضِى
hüküm verecektir
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْضِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فِيمَا
şeylerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor(lar)
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْتَلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Din hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İş(ler)le ilgili onlara apaçık deliller vermiştik. (Ancak) onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz ki senin Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And We granted them Clear Signs in affairs (of Religion): it was only after knowledge had been granted to them that they fell into schisms, through insolent envy among themselves. Verily thy Lord will judge between them on the Day of Judgment as to those matters in which they set up differences.

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave them clear proof in matters [of religion]. They differed among themselves out of mutual rivalry, only after knowledge came to them: on the Day of Resurrection your Lord will judge between them regarding their differences.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And gave them plain commandments. And they differed not until after the knowledge came unto them, through rivalry among themselves. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.

M. Pickthallpublic-domain

And We gave them clear proofs of the matter [of religion]. And they did not differ except after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وآتينا بني إسرائيل شرائع واضحات في الحلال والحرام، ودلالات تبين الحق من الباطل، فما اختلفوا إلا من بعد ما جاءهم العلم، وقامت الحجة عليهم، وإنما حَمَلهم على ذلك بَغْيُ بعضهم على بعض؛ طلبًا للرفعة والرئاسة، إن ربك -أيها الرسول- يحكم بين المختلفين من بني إسرائيل يوم القيامة فيما كانوا فيه يختلفون في الدنيا. وفي هذا تحذير لهذه الأمة أن تسلك مسلكهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular