← Sure 46

46:28

فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُرْبَانًا ءَالِهَةًۢ ۖ بَلْ ضَلُّوا۟ عَنْهُمْ ۚ وَذَٰلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Kelime kelime

فَلَوْلَا
olmaz mıydı?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْلَاEdattahdîd (teşvik)
نَصَرَهُمُ
kendilerine yardım etselerdi
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلَّذِينَ
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱتَّخَذُوا۟
edindikleri
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
başka-tan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
قُرْبَانًا
yakınlık sağlamak için
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قُرْبَانًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ءَالِهَةًۢ
tanrı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ءَالِهَةًۢİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
ضَلُّوا۟
kaybolup gittiler
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَذَٰلِكَ
işte budur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
إِفْكُهُمْ
onların yalanları
İsim
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
إِفْكُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve şeyler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَفْتَرُونَ
uydurmuş
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْتَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

O zamanlar, Allah'ı bırakıp da O'na yakınlık peyda etmek için edindikleri tanrılar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Ama tanrıları onlardan uzaklaştılar. Bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'ı bırakıp da kendilerine yakınlık sağlamak için edindikleri ilâhları onlara yardım etselerdi ya! Ama hayır, aksine onlardan kaybolup gittiler. İşte bu onların yalanları ve uydurup durdukları iftiralarıdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine yakınlık sağlamak için Allah’ın peşi sıra ilah edindikleri şeyler, onlara yardım etselerdi ya! Hayır! (Tapındıkları şeyler) onlardan kaybolup (gitmiştir). İşte bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Why then was no help forthcoming to them from those whom they worshipped as gods, besides Allah, as a means of access (to Allah)? Nay, they left them in the lurch: but that was their falsehood and their invention.

A. Yusuf Alipublic-domain

so why did their gods not help them, those they set up as gods besides God to bring them nearer to Him? No indeed! They failed them utterly: it was all a lie of their own making.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then why did those whom they had chosen for gods as a way of approach (unto Allah) not help them? Nay, but they did fail them utterly. And (all) that was their lie, and what they used to invent.

M. Pickthallpublic-domain

Then why did those they took besides Allāh as deities by which to approach [Him] not aid them? But they had strayed [i.e., departed] from them. And that was their falsehood and what they were inventing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فهلا نصر هؤلاء الذين أهلكناهم من الأمم الخالية آلهتُهم التي اتخذوا عبادتها قربانًا يتقربون بها إلى ربهم؛ لتشفع لهم عنده، بل ضلَّت عنهم آلهتهم، فلم يجيبوهم، ولا دافعوا عنهم، وذلك كذبهم وما كانوا يَفْتَرون في اتخاذهم إياهم آلهة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?