← Sure 53

53:32

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
ki onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَجْتَنِبُونَ
kaçınırlar
Fiil
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
يَجْتَنِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَبَٰٓئِرَ
büyüklerinden
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبَٰٓئِرَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلْإِثْمِ
günahın
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِثْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْفَوَٰحِشَ
ve çirkin işlerden
İsim
Kök: فحش
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَوَٰحِشَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱللَّمَمَ
küçük hatalar
İsim
Kök: لمم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
لَّمَمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَٰسِعُ
geniştir
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰسِعُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
ٱلْمَغْفِرَةِ
affı
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَغْفِرَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِكُمْ
sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
أَنشَأَكُم
sizi inşa ettiği
Fiil
Kök: نشأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنشَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنَ
topraktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَإِذْ
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
أَنتُمْ
siz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَجِنَّةٌ
cenin halinde iken
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
أَجِنَّةٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِى
karınlarında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
بُطُونِ
karınlarının
İsim
Kök: بطن
Dilbilgisi (i'rab)
بُطُونِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
أُمَّهَٰتِكُمْ
annelerinizin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّهَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَلَا
artık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُزَكُّوٓا۟
övüp yüceltmeyin
Fiil
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
تُزَكُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنفُسَكُمْ
kendinizi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِمَنِ
kimseyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱتَّقَىٰٓ
korunan
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّقَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril

Meal

TR

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ufak tefek kusurlar dışında, büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınanlara gelince, Rabbinin bağışlaması çok geniştir. O, sizi topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında saklı (ceninler hâlinde) bulunduğunuz sırada (bile) sizi iyi bilendir. (Bu nedenle) kendinizi temize çıkarmayın! O, takvâlı (duyarlı) olanı iyi bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who avoid great sins and shameful deeds, only (falling into) small faults,- verily thy Lord is ample in forgiveness. He knows you well when He brings you out of the earth, And when ye are hidden in your mothers' wombs. Therefore justify not yourselves: He knows best who it is that guards against evil.

A. Yusuf Alipublic-domain

As for those who avoid grave sins and foul acts, though they may commit small sins, your Lord is ample in forgiveness. He has been aware of you from the time He produced you from the earth and from your hiding places in your mothers’ wombs, so do not assert your own goodness:He knows best who is mindful of Him.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who avoid enormities of sin and abominations, save the unwilled offences - (for them) lo! thy Lord is of vast mercy. He is Best Aware of you (from the time) when He created you from the earth, and when ye were hidden in the bellies of your mothers. Therefor ascribe not purity unto yourselves. He is Best Aware of him who wardeth off (evil).

M. Pickthallpublic-domain

Those who avoid the major sins and immoralities, only [committing] slight ones. Indeed, your Lord is vast in forgiveness. He was most knowing of you when He produced you from the earth and when you were fetuses in the wombs of your mothers. So do not claim yourselves to be pure; He is most knowing of who fears Him.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والله سبحانه وتعالى ملك ما في السموات وما في الأرض؛ ليجزي الذين أساءوا بعقابهم على ما عملوا من السوء، ويجزي الذي أحسنوا بالجنة، وهم الذين يبتعدون عن كبائر الذنوب والفواحش إلا اللمم، وهي الذنوب الصغار التي لا يُصِرُّ صاحبها عليها، أو يلمُّ بها العبد على وجه الندرة، فإن هذه مع الإتيان بالواجبات وترك المحرمات، يغفرها الله لهم ويسترها عليهم، إن ربك واسع المغفرة، هو أعلم بأحوالكم حين خلق أباكم آدم من تراب، وحين أنتم أجنَّة في بطون أمهاتكم، فلا تزكُّوا أنفسكم فتمدحوها وتَصِفُوها بالتقوى، هو أعلم بمن اتقى عقابه فاجتنب معاصيه من عباده.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?