56:46
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Kelime kelime
وَكَانُوا۟
ve ediyorlardı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
كَانُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
يُصِرُّونَ
ısrar
Fiil
Kök: صرر
Dilbilgisi (i'rab)
يُصِرُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
üzere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْحِنثِ
günah (işlemek)
İsim
Kök: حنث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
حِنثِİsim — eril، mecrûr (genitif)
ٱلْعَظِيمِ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَظِيمِİsim — eril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
Meal
TR
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Diyanet İşleriall-rights-reserved
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain
Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlardı.
Mehmet Okuyanall-rights-reserved
EN
And persisted obstinately in wickedness supreme!
A. Yusuf Alipublic-domain
and persisted in great sin,
M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved
And used to persist in the awful sin.
M. Pickthallpublic-domain
And they used to persist in the great violation,
Saheeh Internationalall-rights-reserved
AR
وكانوا يقيمون على الكفر بالله والإشراك به ومعصيته، ولا ينوون التوبة من ذلك.
Tafsir al-Muyassarfree-distribution