← Sure 59

59:9

وَٱلَّذِينَ تَبَوَّءُو ٱلدَّارَ وَٱلْإِيمَـٰنَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِى صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّآ أُوتُوا۟ وَيُؤْثِرُونَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ ۚ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
تَبَوَّءُو
yerleşen(ler)
Fiil
Kök: بوأ
Dilbilgisi (i'rab)
تَبَوَّFiilemir، 2. çoğul eril
ءُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلدَّارَ
o yurda (Medine'ye)
İsim
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دَّارَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
وَٱلْإِيمَٰنَ
ve imana (sarılanlar)
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِيمَٰنَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
مِن
onlardan önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُحِبُّونَ
severler
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَنْ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimism-i mevsûl
هَاجَرَ
hicret eden(leri)
Fiil
Kök: هجر
Dilbilgisi (i'rab)
هَاجَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِلَيْهِمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَجِدُونَ
bulmazlar
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
göğüslerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
صُدُورِهِمْ
göğüslerin
İsim
Kök: صدر
Dilbilgisi (i'rab)
صُدُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَاجَةً
bir ihtiyaç
İsim
Kök: حوج
Dilbilgisi (i'rab)
حَاجَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّمَّآ
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّEdatharf-i cer (edat)
مَّآİsimism-i mevsûl
أُوتُوا۟
onlara verilelerden
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَيُؤْثِرُونَ
ve tercih ederler
Fiil
Kök: أثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُؤْثِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰٓ
öz canlarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
nefislerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَوْ
dahi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
لَوْEdatşart
كَانَ
olsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِمْ
kendilerinin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
خَصَاصَةٌ
ihtiyaçları
İsim
Kök: خصص
Dilbilgisi (i'rab)
خَصَاصَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يُوقَ
korunursa
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
شُحَّ
cimriliğinden
İsim
Kök: شحح
Dilbilgisi (i'rab)
شُحَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَفْسِهِۦ
nefsinin
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenlerdir
İsim
Kök: فلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُفْلِحُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Daha önceden (Medine’yi) yurt edinmiş ve kalplerine imanı yerleştirmiş olanlar (ensar), kendilerine hicret edenleri (muhacirleri) severler. Onlara verilenlerden dolayı göğüslerinde (kalplerinde) herhangi bir ihtiyaç hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But those who before them, had homes (in Medina) and had adopted the Faith,- show their affection to such as came to them for refuge, and entertain no desire in their hearts for things given to the (latter), but give them preference over themselves, even though poverty was their (own lot). And those saved from the covetousness of their own souls,- they are the ones that achieve prosperity.

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who were already firmly established in their homes [in Medina], and firmly rooted in faith, show love for those who migrated to them for refuge and harbour no desire in their hearts for what has been given to them. They give them preference over themselves, even if they too are poor: those who are saved from their own souls’ greed are truly successful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who entered the city and the faith before them love those who flee unto them for refuge, and find in their breasts no need for that which hath been given them, but prefer (the fugitives) above themselves though poverty become their lot. And whoso is saved from his own avarice - such are they who are successful.

M. Pickthallpublic-domain

And [also for] those who were settled in the Home [i.e.,al-Madīnah] and [adopted] the faith before them. They love those who emigrated to them and find not any want in their breasts of what they [i.e., the emigrants] were given but give [them] preference over themselves, even though they are in privation. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين استوطنوا "المدينة"، وآمنوا من قبل هجرة المهاجرين -وهم الأنصار- يحبون المهاجرين، ويواسونهم بأموالهم، ولا يجدون في أنفسهم حسدًا لهم مما أُعْطوا من مال الفيء وغيره، ويُقَدِّمون المهاجرين وذوي الحاجة على أنفسهم، ولو كان بهم حاجة وفقر، ومن سَلِم من البخل ومَنْعِ الفضل من المال فأولئك هم الفائزون الذين فازوا بمطلوبهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?