← Sure 6

6:105

وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَـٰتِ وَلِيَقُولُوا۟ دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
ve işte böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نُصَرِّفُ
döne döne açıklıyoruz
Fiil
Kök: صرف
Dilbilgisi (i'rab)
نُصَرِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْءَايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَلِيَقُولُوا۟
desinler diye
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
دَرَسْتَ
sen ders almışsın
Fiil
Kök: درس
Dilbilgisi (i'rab)
دَرَسْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَلِنُبَيِّنَهُۥ
ve onu iyice açıklayalım diye
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
نُبَيِّنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِقَوْمٍ
bir toplum için
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylece biz ayetleri geniş geniş açıklıyoruz. Sonuçta “Sen ders almışsın.” diyorlar. Sonuçta biz de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) iyice açıklamaktayız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thus do we explain the signs by various (symbols): that they may say, "Thou hast taught (us) diligently," and that We may make the matter clear to those who know.

A. Yusuf Alipublic-domain

This is how We explain Our revelations in various ways- though they will say, ‘You [Muhammad] have been studying’- to make them clear for those who know.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Thus do We display Our revelations that they may say (unto thee, Muhammad): "Thou hast studied," and that We may make (it) clear for people who have knowledge.

M. Pickthallpublic-domain

And thus do We diversify the verses so they [i.e., the disbelievers] will say, "You have studied," and so We may make it [i.e., the Qur’ān] clear for a people who know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وكما بيَّنَّا في هذا القرآن للمشركين البراهين الظاهرة في أمر التوحيد والنبوة والمعاد نبيِّن لهم البراهين في كل ما جهلوه فيقولون عند ذلك كذبًا: تعلمت من أهل الكتاب، ولنبين -بتصريفنا الآيات- الحقَّ لقوم يعلمونه، فيقبلونه ويتبعونه، وهم المؤمنون برسول الله محمد صلى الله عليه وسلم وما أنزل عليه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution