← Sure 63

63:4

۞ وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ ۖ وَإِن يَقُولُوا۟ تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ ۖ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ ۖ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ ۚ هُمُ ٱلْعَدُوُّ فَٱحْذَرْهُمْ ۚ قَـٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ ۖ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
رَأَيْتَهُمْ
onları gördüğün
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تُعْجِبُكَ
hoşuna gider
Fiil
Kök: عجب
Dilbilgisi (i'rab)
تُعْجِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَجْسَامُهُمْ
cisimleri
İsim
Kök: جسم
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْسَامُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
يَقُولُوا۟
konuşsalar
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تَسْمَعْ
dinlersin
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْمَعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لِقَوْلِهِمْ
sözlerini
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَأَنَّهُمْ
onlar gibidirler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خُشُبٌ
odunlar
İsim
Kök: خشب
Dilbilgisi (i'rab)
خُشُبٌİsimharf-i cer (edat)، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّسَنَّدَةٌ
dayatılmış
İsim
Kök: سند
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَنَّدَةٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
يَحْسَبُونَ
sanırlar
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْسَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُلَّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
صَيْحَةٍ
bağırtıyı
İsim
Kök: صيح
Dilbilgisi (i'rab)
صَيْحَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَلَيْهِمْ
kendi aleyhlerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْعَدُوُّ
düşmandır
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَدُوُّİsimeril، merfû (nominatif)
فَٱحْذَرْهُمْ
onlardan sakın
Fiil
Kök: حذر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱحْذَرْFiilemir، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَٰتَلَهُمُ
onları kahretsin
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰتَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَنَّىٰ
nasıl da?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّىٰİsimsoru، mansûb (akuzatif)
يُؤْفَكُونَ
döndürülüyorlar
Fiil
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْفَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onları (münafıkları) gördüğün zaman görünüşleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, sanki giydirilmiş kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When thou lookest at them, their exteriors please thee; and when they speak, thou listenest to their words. They are as (worthless as hollow) pieces of timber propped up, (unable to stand on their own). They think that every cry is against them. They are the enemies; so beware of them. The curse of Allah be on them! How are they deluded (away from the Truth)!

A. Yusuf Alipublic-domain

When you see them [Prophet], their outward appearance pleases you; when they speak, you listen to what they say. But they are like propped-up tim-bers––they think every cry they hear is against them––and they are the enemy. Beware of them. May God confound them! How devious they are!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when thou seest them their figures please thee; and if they speak thou givest ear unto their speech. (They are) as though they were blocks of wood in striped cloaks. They deem every shout to be against them. They are the enemy, so beware of them. Allah confound them! How they are perverted!

M. Pickthallpublic-domain

And when you see them, their forms please you, and if they speak, you listen to their speech. [They are] as if they were pieces of wood propped up - they think that every shout is against them. They are the enemy, so beware of them. May Allāh destroy them; how are they deluded?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا نظرت إلى هؤلاء المنافقين تعجبك هيئاتهم ومناظرهم، وإن يتحدثوا تسمع لحديثهم؛ لفصاحة ألسنتهم، وهم لفراغ قلوبهم من الإيمان، وعقولهم من الفهم والعلم النافع كالأخشاب الملقاة على الحائط، التي لا حياة فيها، يظنون كل صوت عال واقعًا عليهم وضارًا بهم؛ لعلمهم بحقيقة حالهم، ولفرط جبنهم، والرعب الذي تمكَّن من قلوبهم، هم الأعداء الحقيقيون شديدو العداوة لك وللمؤمنين، فخذ حذرك منهم، أخزاهم الله وطردهم من رحمته، كيف ينصرفون عن الحق إلى ما هم فيه من النفاق والضلال؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?