← Sure 67

67:27

فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَوْهُ
onu görünce
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
زُلْفَةً
yakından
İsim
Kök: زلف
Dilbilgisi (i'rab)
زُلْفَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
سِيٓـَٔتْ
kötüleşti
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سِيٓـَٔتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
وُجُوهُ
yüzleri
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وُجُوهُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerin)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَقِيلَ
ve dendi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قِيلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
هَٰذَا
işte budur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
ٱلَّذِى
olduğunuz şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
كُنتُم
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
تَدَّعُونَ
çağırıyor(lar)
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
تَدَّعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onu yakın(ların)da gördüklerinde, kâfir olanların yüzleri asılmış olacaktır ve kendilerine “İşte aceleyle istediğiniz (gün) budur!” denecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

At length, when they see it close at hand, grieved will be the faces of the Unbelievers, and it will be said (to them): "This is (the promise fulfilled), which ye were calling for!"

A. Yusuf Alipublic-domain

When they see it close at hand, the disbelievers’ faces will be gloomy, and it will be said, ‘This is what you were calling for.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But when they see it nigh, the faces of those who disbelieve will be awry, and it will be said (unto them): This is that for which ye used to call.

M. Pickthallpublic-domain

But when they see it approaching, the faces of those who disbelieve will be distressed, and it will be said, "This is that for which you used to call."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما رأى الكفار عذاب الله قريبًا منهم وعاينوه، ظهرت الذلة والكآبة على وجوههم، وقيل توبيخًا لهم: هذا الذي كنتم تطلبون تعجيله في الدنيا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?